18 Mar 2016

OSMANLI KAYBEDİNCE İSLAM DA KAYBETMİŞ SAYILDI



Geçen cuma ''islamda .... vıdı vıdısı '' başlıklı yayınladığım yazının devamı mahiyetindedir.


Dün gece Diyanet Tv de yayınlanan ''sözün özü'' adlı programda dönen muhabbet ve programın sonunda konuk akademisyen İshak Bey'in sorduğu net sorulara, aklını yitirmiş zavallı (kelimenin tam anlamıyla) müslümanlarımızın romantik kanaat önderlerinin cevaplarını bekliyoruz. 

Bugünün müslümanları ve onların ekseri kanaat önderleri romantik bir hayal dünyasında yaşıyorlar. Yaşadıkları başka söyledikleri başka.

Batı , 4.sanayi devrimini yapıyor biz hala hilafet tartışıyoruz.

Soru net , Batı/nın ürettiği sanayi mamüllerini üretip tüketecek miyiz ?

Eğer böyle yapacaksak ve onlar gibi yaşayacaksak bizim onlardan ne farkımız var ?

BUgünün müslümanlarının böyle bir açmazı var daha doğrusu şizofren bir durumları var. Batılı gibi yaşayıp onlardan farklı olduklarını ve farklı olabileceklerini sanıyorlar. 

Osmanlıya dönersek , Osmanlı İMparatorluğunun çökmesinin yarattığı travmayı daha tanımlayabilmiş değiliz. Gerçeklikten kopuk yaşamanın getirdiği şizofreniden kaynaklanıyor bu. Kritik yapma geleneği olmayan bir topluluğun bunun doğal sonucu olarak bilimsel bilgiden kopuk olunca ne sorunu tanımlayabilirsin ne de çözüm üretebilirsin. 

Yenilgiyi Batının silah üstünlüğüne bağlayan bu kafa (normal, analiz yapamıyor ki savaş alanında yenilince sadece düşmandaki silahlara sahip olmadığından yenildiğini sanırsın. Halbuki o silahları ve o orduyu dizayn eden ve orduyu besleyen gerideki sanayi ve bilimdir. Sen çocuk akıllı olduğun için dayak yediğin alete odaklanıyorsun sadece o silahları üreten kafaya bakmak aklına gelmiyor) çözümü de modern silahlara sahip olmakta buldu. Batının silahlarına sahip olduk ama silindir gibi üstümüzden geçtiler. BU sefer zaten donmuş olan aklımız paramparça oldu. Hicri 2.3.asırdan referanslarla toplamaya çalışıyoruz (ne acıklı bir durum) ve hala aklımzı kullanmak aklımıza gelmiyor. 

Kimse kusura bakmasın ya da baksın amına koyim . müslüman denilen bu coğrafyada tek akıllı adam Mustafa Kemal çıktı. Tüm kırıp dökmelerine rağmen söylüyorum.

Samimi fikrim bütün müslüman fukaha ve bilumum akademisyenler Marx'ı adam gibi okusunlar ve buradan bir eleştri tekniği öğrensinler ve Marx'ın tanımlarına bir daha baksınlar. Önerdiği çözüm fiyasko olmasına rağmen 19.asırdaki Batı modernleşmesine Marx'ın yaptığı tenkitlerin aşılabildiğini sanmıyorum.

Müslümanlar biz ve onlar ikliğinden bir kurtarabilseler kafayı , ortak insanlık mirası içinde kendi çözümlerini üretmeye çabalasalar insanlık mirasına bir katkı sunabiliriz belki ama kafa hala İmamı Azam devrinde takılı kalmış sürekli cızırdıyor.

Müslümanlar hala yendik yenildik seviyesinde bakıyorlar meselelere. Yukarıda bahsettiğim programda hoca soruyor daha doğrusu itiraz ediyor ; Batının dizayn ettiği bir düzendeyiz müslümanlar kurucu değil ki yani yaşanan sorunların bazıları buradan kaynaklanıyor.

İyi de hocam sorun da burada ya , sen kurucu değilsin yani üretici değil tüketicisin. Mesel tam da bu değil mi zaten. Üretmiyor olmamız. Hiçbir şey üretmiyoruz.

Yeminle çoğu okuma yazma bilmeyen sahabiler Nebinin irtihalindne sonra oluşan sorunlara çözüm üretirken bizden daha akılcı davrandılar. Dinin afyonlaşma süreci çok gecikmedi ama halife seçerken kimsenin aklına kurana bakalım hadise bakalım demek gelmedi. Şİmdi hadis kitapları halife tanımlarıyla dolu (yersen). 

Mustafa Öztürk HOcaya buradan selam ediyorum. Yaşar Nuri Hoca ya da selam ederim ama MUstafa Öztürk HOcanın bütün islam alemin teslim almış bin yıllık ezbere yaptığı temel itiraz çok çok önemli. 

BUgün cuma malum gene cumaya gittik siyasi mesaj yüklü bir hutbe dinleyip geldik. Müslümanlardan bir cacık olmayacağının en büyük karinesi bu cuma hutbeleri ve vaazları. Ne yaşadığı toplumdan ne hayattan ne bilimden bihaber zihinlerde kurgulanmış hayali bir dünyadan masallar anlatıyorlar.

İslam yok kardeş sen varsın ben varım yani müslüman var ve yaşadığımız hayat var. Gerçek var gerçek hayat var para var ekonomi var var oğlu var. 

Sen neredesin be abicim ?

Peygamber öldü, Ömer öldü, İmam Azam öldü, Gazali öldü. Onlar çağlarına bir şey söylediler ve öldüler şimdi sen varsın ve sözün ne ?

Ölülere bakmadan ama lütfen .

Geviş getirip duruyorsunuz ne sözünüz var ne sesiniz.

Akdenizde boğulan binlerce müslüman var bizden kaçıp ''kafir '' Batıya sığınmaya çalışıyorlar. BU da mı gol değil hocam. 

Faruk Beşer hala hanefi şafii yazıp duruyor . 

Size bakıp ateist olmasında dinden çıkmasın da ne yapsın lan bu gençlik beni bile zıvanadan çıkardınız. 

Şafiniz batsın hanefiniz batsın siiniz ehli sünnetiniz batsın ne akılsız bir sürüymüşsünüz kerdeşim yaa. 

Batı kadar taş düştü kafanıza hala ayıkmadınız Allah müstehakınızı versin ..

Tabi ''gerçek islam bu değil '' . Gerçekten mi ???

İnsan aklını kullanmaktan bu kadar korkar mı lan ? Hani aklı olmayanın dini de olmazdı !?

Bu akılsız sürüsüne neden müslüman diyoruz o zaman ?!

Allah'a nasıl hesap vereceksiniz ey din bezirganları ??? Güttüğünüz sürüden memnunsunuz herhalde ? Mustafa Öztürk kafir de sen müslüman mısın  şebek ?

BUgünkü cuma zırvaları sona ermiştir aklımızı kullanmayı öğrendiğimiz aydınlık günlere...

15 Mar 2016

İNSAN OLMANIN KAÇINILMAZ MUĞLAKLIĞI

İnsan olmanın kaçınılmaz muğlaklığı

15 Mart 2016 Salı, 01:14:58 Güncelleme:08:45:43
Damla Çeliktaban

Damla Çeliktaban


Çocuğun insanın bilge hali olduğuna karar verdiğimden beri rahatladım. Bilmeyen, yapamayan, yanlış olan bizleriz. Hem hepimizi toplasak zekâ yaşımız 7’yi geçmiyor hem de asıl yaşı 6-7 olanlardan bir an önce büyümelerini bekliyoruz. Biz “anda olmak” üzerine meditasyon kurslarına para dökerken çocuklar “anda olmasın” diye elimizden geleni yapıyoruz.
“Hadi” diyoruz mesela bir karınca kervanını inceleyen çocuğa; bir yere yetişmemiz lazım... İşte bu bilgiyle birlikte okul seçimindeki telaşımdan da kurtuldum. Şimdi evimi değiştirmem lazım; o ev değişince Uzay da seçeneklerim arasındaki en yakın olan okula gidecek. Böylece önemli bir kararın verdiği sorumluluğu coğrafi olanaklarla bölüştüm ve gelecek sanki elimizde, kontrolümüzdeymiş gibi yanılgı içinde planlamaktan kurtuldum. Burası Türkiye, 8 sene sonrası nere?
..............................
Hepimiz kırılganız ve bu kırılganlığımızı bir şeylerle örtmeye çalışarak yaşıyoruz. Kimimiz agresifleşiyor zayıf yanlarımız ortaya çıkmasın diye, kimimiz mağduru oynuyor, kimimiz sürekli ötekini suçluyor... Biliyorum ki bunlar hep kırılganlıktan. Bu insanca yaşayamama hali; bu içeriden terör, dışarıdan savaş denebilecek yaşantılar hep henüz olamamışlıktan. “İnsanlar ne tam olarak tutsak, ne de tam olarak özgürler, uyanma içerisindeler, geçişteki varlıklar insanlar.”
***
Geçen haftaki röportajında astronot Anousheh Ansari şöyle demişti: “Uzayda 11 gün kaldım. Oradan bakınca her şey küçük ve önemsiz görünüyor, hayattaki öncelikleri fark ediyorsunuz. Harita üzerinde çizdiğiniz ve adına sınır dediğiniz şeylerin aslında var olmadığını görüyorsunuz.” İnsan olmanın kaçınılmaz muğlaklığıyla nasıl yaşanır?''

Bu çılgın acıların sağnağında aklımı sığındığım bir liman oldu bu yazı. Tamamını Habertürk Gazetesinden okuyabilirsiniz.
Teşekkürler 

10 Mar 2016

ÇIPLAK BEŞ KADIN GÖMDÜM






bu sabah beş ceset gömdüm
çıplaktılar
bu sabah beş kadın gömdüm
beyaz mermer tenleri ışıtıyordu alacakaranlığı
henüz ölmüşlerdi
gecenin örtüsü kalkarken soğuk topraktan
bu beş kadın cesedi selamladı sökün eden şafağı
sımsıcak bir sohbete karışmış gibi sarılmıştılar
gecede kalmıştı kelimeler çoktan 
konuşmuyorlardı
hadi gömelim dedi yüzü karanlık adam
güneş doğmadan
yoksa yakalanırız ak şeytanlara
bu sabah gömdüm beş kadın
ufuktaydı bakışları
ayak uçlarından çektim hepsini 
koydum çukura
üst üste el ele
güneş doğmak üzereydi 
attım üstlerine acelesi olan topraktan
ağaran şafağın şavkı vurdu en üstte olana
buruştu teni ürktüm
acele et dedi karanlık yüzlü adam 
güneş doğmadan bitirelim
ellerimle attım soğuk topraktan 
bir cinayeti örter gibi ellerim
titriyorum
birden dudaklarını gördüm bu ihtiyar cesedin
kıpkırmızıydılar ve gülümsüyordu
Ve güneş doğdu kızılca bir şafakla

8 Mar 2016

İNSANLARIN EN BÜYÜK ZAAFI

Bu hafta sonu yedi (rakamla 7) yaşındaki kızımla yürüyoruz bir yandan da sohbet ediyoruz. Sohbetin bir bölümünü aktarıyorum:

kızım: insanların en büyük zaafını öğrendim

ben: hımm neymiş

kızım: insanlar akıllarını kullanmıyorlar

ben: çok haklısın kızım nasıl anladın peki bunu

kızım : hayata bakarak


(kızımı sevgiyle kucaklıyorum aferin sana tatlım güzel ve akıllı kızım daima aklını kullanarak yaşaman dileğimle seni seviyorum)

(işin bir de trajedi boyutu var bir insan evladı büyütüyorsun bu ülkede ve tazecik beynin öğrendiği şeyin insanların akıllarını kullanmıyor oluşu trajedi değil midir ? Deha ile delilik arasında kalmak trajedi değil mi ? )

4 Mar 2016

İSLAMDA ...VIDI VIDISI





Mihenk taşı tabiri vardır ya bir meselenin gerçekliğini ölçmek için kullanılan parametreleri ifade eder.

Bu cuma günün zırvası da bu genel ifade olsun.Daha önce birkaç kez bu konuya değindim. 

Akşam tartışıyorlar gene islamda kadın felan. Bu memleketteki müslümanları ciddiye almam ve gerçekten bir medeniyet inşaa edebileceklerine ikna olabilmem için benim de mihenk taşım bu ''islamda'' ifadesi.(diğer islam ülkesi denilen ucubelerden hiçbir şey çıkmayacağı o kadar açık ki tek ihtimal bu ülke ve diyarı evropada yaşayan müslüman cemaatler. bir şey yapılacaksa bunlardan başkasının  yapma ihtimali yok) Müslümanlar ne zaman meseleleri konuşurken '' islamda '' paranteziyle konuşmayı bırakır ve yaşadıkları hayatın gerçekliğinde bir düşünme pratiği geliştirirler ha o zaman diyeceğim ki müslümanlar düşünmeye başlamış ve buradan bir şey çıkarabiliriz. Aksi durumda (yani elan devam eden vıdı vıdı seansları) gerçeklikten kopuk asrı saadet ütopyasıyla mefluç olmuş bir zihnin üreteceği tek şey bugün yaşadığımız tekfir ve sövme ortamıdır. Bunun yan ürünü de şeytanlaştırılmış bir BATI . 

Mustafa Öztürk (bu isim adeta cins isim haline geldi de yoksa sadece O değil ) Kuran bugün için hayatımızdaki hiçbir problemi çözmüyor dediğinde hemen tekfir edilip evin dışına atılıyor. Çözüyor mu peki diye soruyorsun cevap: Kuran evrensel. 

Kuran literal okumayla çözüm mü üretiyor sorun mu ??? Ya da bu pek müslüman ve Buhariye toz kondurmayan tayfa Kuarana mı müracaat ediyor bir meseleyi konuşurken yoksa en yenisi bin sene önce yazılmış kaynaklara mı. Kuran evrensel astık duvara duruyor orada evrensel evrensel. Putlaştı ve dokunulmaz. ama bu tayfaya göre de yüzlerce ayeti nesh olmuş durumda ama evrensel. 

Ali Bardakoğlu Hoca , Kurban ibadeti bugün konuşup tartışılmalıdır diyor(aynen katılıyorum) fıkh çözüm yerine sorun üretti ve üretiyor diyor (aynen katılıyorum) ama şamar oğlanı Mustafa Öztürk. Vurun abalıya durumu. 

Bugünkü ehli sünnetçi tayfayı (cüppeli ve ortakları ve diğer civanlar) Mekke müşriklerine benzetiyorum. Uydurdukları din ellerinden gidecek diye ödleri kopuyor. 

BU Kuran niye geldi ? Şİrki kaldırmak için !? Bugünkü hal ne abicim ortalık Allahla direkt görüşen kainat efendilerinden geçilmiyor. Kuran evrensel ama şirk daha evrensel..İlla araya birini sokmak lazım milletçe pek severiz ya. Hamili kart yakinimdir. Araya bir gavs sokmadan olmaz biz kendimiz doğrudan Allahtan isteyemeyiz..

Neyse uzatmayım ,islamda diye lafa ve yazıya başlayanın nazarımda hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.KOnuşacağı vıdı vıdır. Nokta.

İslamda kadın diye başlamıştım , islamda erkek diye bir tartışma yok ama farkındaysanız. Çünkü erkek egemen toplumda erkek tartışılmaz ama kadın öyle mi ya ?! İnsan ve hayvan arası bir şey. Bir de bizim müslümanlar kadının anne olanını severler sadece. 

28 şubat döneminde bu kızlar üniversitelerden atılırken bizim erkek müslümanlar gayet güzel güzel okudular hiç rahatsız olmadan. 

Bir insana ne yapacağını söylemek faşizmdir. 

''İslamda'' bir şey yok ne söyleyeceksen sen söyle....

Sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz....




3 Mar 2016

GERÇEKLİKLE BAĞ KURAMAMAK



Taksim. Turkiye Kore'ye asker gonderirken.
Bir milletin gerceklikle iliskisi nasil bu denli kopuk olabilir?

Cevaben diyorum ki ben: akılla bağını kaybedersen gerçeklikte ayaklarının altından kayar gider..ölülerden medet uman bir toplumun gerçeği bu olur işte..

bU APTALLAR ÜLKESİNDE DÜŞÜNÜYOR OLMAKTAN YORULDUM(HARBİDEN)