9 Haz 2017

AILE REISI OLMAK ILE DEVLET REISI OLMAK FARKLIDIR LAKIN AYNI PRENSIPLERLE CALISIR

 adlı kullanıcıya yanıt olarak
1. Bizim bölgemiz bir bölge içi savaşa doğru sürükleniyor
2. Arkasında kimin olduğunu tesbit edemediğimiz oyunları hem de bu lüksümüz varken,bir süre olsun aramıza mesafe koyarak izlemekte fayda var
3. Zaten olaylar makul ve mümkün müdahale hızımızdan daha sürratli gelişiyor.
4. Dolayısıyla eylemden ziyade sinyalleme ve pozisyonlama yapıyoruz. Tanımı gereği bu hamleler süreci etkilemez
6. Tedbirlilik cesaretsizlik veya kapasite sorunluluğu değil, akıl ve basirete işaret eder.
5. ve karşi tarafa sizi konumlama şansı yaratır. Getirisinden önce maliyeti kayda geçer.


Tümleç içinde yokken kendini özne diye cümleye sokmaya kalkarsan, söylemin maliyetine katarla katlanmak zorunda kalabilirsin...

BLACK HOLE SUN

*bu yazinin Chris Cornell`'in ölümüyle bir ilgisi yoktur tamamen kendimle ilgilidir*

1994 yili , 1993 teki isiksiz , umutsuz ve ufuksuz bosluktan ,yalnizligin erdemli tahtina kurulup günesi selamladigim bir yildi. hos 1994 yilida 1993 ten farksiz baslamisti kendi namima.(yaslandigim nasil da belli sürekli 2004-2003 yazmisim sonradan düzelttim) . ta ki bahar gelip zalim nisan takvime kurulunca taa uzaklarda  hic bir ahbapligim olmayan sadece ayni burctan oldugum Kurt Cobain kafasini patlatana kadar. Kurt'un kafasina dayayip atesledigi tüfek Kurt'un beynini parcaladiktan sonra gelip benim sahte depresyonlu kafami da tuzla buz etmisti.sonra olaylar gelisti..

1994 yilinda üniversitenin üc sinifini birden vermek icin mayis ayinda hummali final ve  bütünleme calismalarina basladim. o dönemler MTV yayinlanirdi memleket sathinda..bütün gün MTV acik evde ders calisir takilirdim. Black Hole Sun'i da öyle kesfettim zaten. Nirvana'dan günesin kara deligine düstük. 1994 yilini muhtesem yapan ayrintilardan biriydi nagme  bahcesi .

müzik güzeldi hava güzeldi kafam güzeldi dostlar güzeldi hayat bana güzeldi o yaz.. gencligin ölümsüz cayirlarinda bitimsiz bir esintiydim. 

biraz önce tekrar dinledim  "black hole sun" klibini (izledim desem daha dogru olurdu ama vallahi gözlerimle de dinledim)

1994 yazinin serin gecelerinin muhabbet ve nese yüklü mehtapli ya da mehtapsiz isil isil parlayan ruhun canliligi bütün damarlarima yayildi..bunun sarkiyla bir ilgisi yok tabi ki yazla ilgisi var..

sicak bir tebessüm ve hos bir sada kalan bütün yasanmisliklardan iste hepsi bu... 

    

7 Haz 2017

AHMAKLIK TELAFI EDILEBILIR DEGILDIR

Ahmaklık telafi edilebilir bir yanılgı biçimi değildir, aksine

içinde kişisel yetersizliklerin saklandığı ideolojik haklılığın

yazgısıdır.

6 Haz 2017

BAKIRE VE ÖLÜM



Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.
Nazım Hikmet

3 Haz 2017

BU ÇOCUKLARA BU EZİYETİ NİYE YAPIYORUZ ?

Photo published for Kapital'in ressamı öldü
"Düşünün 9-10-11-12 yani 15-16-17-18 yaş yapmanız gereken test çözmek. Ne için? Sınavı kazanıp üniversiteli olmak için. Peki üniversiteli olduktan sonra ne olacak? Hiç, değişen bir şey olmayacak lisede dersi öğretmen anlatırken üniversitede akademisyen anlatacak. Sonra yine vize, final, sınıf ders, not ve diploma. Yani lisede geçirdiğin 4 koca boş yıldan sonra üniversitede geçireceğin 4 boş yıl daha. Sonra eline bir kağıt tutuşturulacak ve “Sen artık .....oldun” denecek.
Bu döngü tam 42 yıldır yani 1974 yılından beri böyle devam ediyor. Düşündüm; 42 yılda bizim makbul gördüğümüz bu sınavda soruların neredeyse tamamını yapan her yıl bin öğrenci olsa bu toplamda 42 bin öğrenci yapar. Sorum şu bu 42 bin “dahi” ne oldu? memlekette neyi değiştirdi? Mesela kaç marka yarattılar? Kaç patent aldılar? Ülkenin milli geliri iki katına mı çıktı? Hepsinin cevabı kocaman bir HAYIR. Peki o zaman biz bu çocuklara bu eziyeti niye yapıyoruz?"
makalenin tamamı için http://www.karar.com/yazarlar/turgay-polat/sizce-cocugunuz-nerede-4148
bu çocuklara bu eziyeti niye yapıyoruz ?
bu sorunun cevabı bir konferans konusu üzerinde ciltlerle kitap yazılacak kadar kapsamlı. 
annem rahmetli ben lisede okurken "oku oglum oku da memur ol gölgede rahat çalışırsın " derdi. o dönem ülke nüfusunun % 75 köyde yaşadığından memur olmak hem sürekli ve garanti bir gelire sahip olmak hem de köylülükten kurtulmaktı.
bu toplumun genlerinde taa imparatorluk dönemlerinden beri devletten nemalanarak zengin olmak kodu var. sanırım bu kod hala çalışıyor ve hepimiz iş kurmak değil iş bulmak için okuyoruz.
12 mılyon kişi kpss ye girmiş 2016 daki sınavlarda (rakamı doğru hatırladıysam eğer) .bu her şeyi anlatıyor. hala "kapağı devlete atmak" tabir edilen psikoloji canlılığını koruyor.
devlete kapağı attıktan sonra avanta alabileceğin bir makama gelmek hedef halıne geliyor. 
üniversiteler ayrı karın ağrısı.meslek lisesine dönmüş neredeyse hepsi. 
üniversitenin erkekler için askerlikten yırtma ve kısa dönem er olarak askerliği baştan savma gibi bir işlevi de var bu ülkede.
bir de psikolojik neden, üniversite , sınıf atlamanın , degersizlik inanacını gizlemenin ve ebeveynlere ben elimden geleni yaptım demenin gerekçesi.
bir de en temel sorun bu ülkede eğitimin ideolojik malzeme olması..kurucular eğitim yoluyla yeni bir ulus yaratmak isterken muhafazakar dindar çoğunluk buna tepki olarak dindar nesıl yetiştirmek için karşı hamle yaptı. eğitim sistemi üzerinde tepişip duruyor iki ana kuvve.
sınava dayalı model tam bir rant kaynağı olmuş durumda devlet için.
hocam ne anlatıyorsun sen dersem kendi kendime , rasyo yok rasyonalite yok bu toplumda diye bir ses bağırıp duruyor içimde.
devlet bu ülkedeki herkes için her kurum için hala en büyük geçim kaynağı siyasiler de kendilerine ihtiyaç duymayacak bir düzen oluşması için neden uğraşsın ? avantayı nereden alacak?
daha öncede yazdığım gibi toplu kurtuluş  yolu henüz ufukta gözükmüyor. yapılacak şey kafası basanların çocuklarına yön verip sistemin kurbanı olmasını engellemesi yani kendimizi kurtarabiliriz.
çünkü henüz bu işi çözmek için ne bir irade ne ortam ne de zihniyet müsait.

Not: blogtaki 1000.yazımı yazmışım vay bee

2 Haz 2017

BIR BELEDIYECILIK FIYASKOSU OLARAK ISTIKLAL CADDESI



istiklal caddesi ile ilgili görsel sonucu

Bir zamanlar Istiklal Caddesi...



15 yildir yapila söküle canina okunan Istiklal Caddesinin bugünkü hali..Ileri belediyecilik bu olsa gerek..Ülkenin bahti mi karariyor ne ???

Gavur olsa böyle yapmaz denir ya aynen öyle..Canina okunan sadece orasi mi ?

Parkina sahip cikan sehir neredesin ??? Siyasi romantizm kasacaginiza sehrimiz icin bir sey yapalim Gezi´nin yildönümünde..


Not: "Burada maksat, TOMA'ların sorunsuzca manevra yapabilmesidir. Kamu düzeni ve asayiş kaygısı İstiklal Caddesi'nin dokusundan çok daha mühim !! " diye bir yorum var . Katilmamak mümkün degil .Gezi , iktidarda derin bir travma yaratmis bu cok acik ve tekrarindan ödleri kopuyor..





Mayisin 7 sinde yagmurdan sonraki fotosu..Kültürel iktidari ele geciremeyince yok etmeye niyetlenmis gibiler ...Eger niyetleri Istiklal Caddesini bitirmek degilse harbiden beceriksizligin sahikasindalar...

CANLI FASIL ESLIGINDE IFTAR(YORUMSUZ)