17 Oca 2014

ADALET GEÇ KALAN BİR KADINDIR(BAŞLIK FATMA BARBAROSOĞLUNDAN) ve AND JUSTİCE FOR ALL YANİ

"Arkadaşlar, şikâyet kültürünü umutsuzluk kültürünü terk edip talep kültürü oluşturmak için gayret etmemiz gerekiyor.
Siyasetin yapısını ve kurumları Mars'tan gelenler bozmadığı gibi Mars'tan gelenler de düzeltmeyecek.
Burası Türkiye deyip mesuliyetlerimizden kaçarak işlerin düzelmesini beklemek kadar ahmakça bir davranış yok. Burası Türkiye diyerek pek akıllı pek eleştirel bir cümle filan kurmuş olmuyoruz. Ucuz bir Levent Kırca esprisinin arkasına saklanmış oluyoruz en fazla.
Siyasileri suçlamak konusunda gösterdiğimiz gayreti, kendimizle yüzleşmek ve öncelikler sıralamamızı gözden geçirmek konusuna gösterebilsek emin olun çok başka bir yerde oluruz."(Fatma Barbarosoğlu'nun bugünkü makalesinden bir bölüm)
Meselemiz insan olmadıktan sonra ha bir hizipin,ha bir ideolojinin veya ha bir cemaatin papağınısın.Değerinde papağan kadar olur.
Bir mimar arkadaş ile konuşurken bir zaman şöyle demişti:biz sözleşme toplumu olmayı beceremedik.
Kendimizin farkındalığını arttırmak ve kendimizi değiştirmekle işe başlamadıktan sonra hiçbir şeyin değişmeyeceğini neden anlamıyoruz?
Ortak akıl,ortak çıkar ve ortak mutluluk ve huzur.Formül belliyken bir mürşidin cüppesinden cennete gitmeyi ummak putlardan şefaat uman müşrik ahlakıyla yaşamaktır.Ya da bir siyasi partinin gelip memleketi pirupak yapacağını ummak hamsalaklıktır.
Cemil Meriç yazıyordu ya kime bağırıyorsun ? Toplum ırzını teslim edecek bir çoban arayan bir kaz sürüsü.
Dedikodu yapmak için harcadığın vakti okumak için harcamazsan at gözlüğüyle yaşar ve at gibi ölürsün. Ondan sonra elfatiha.
Çok iyi bir arkadaştı.Neden ? Aklını bize teslim etmişti çünkü.
Metallica'nın 1988 yılında yayımladığı ...And Justice For All albümüyle aynı adı taşıyan parçanın aşağıda orjinal sözleri ve türkçe çevirisi var.(Çeviri Garaj.org sitesinden alınmıştır)  Bu da albüm kapağı.Şüphesiz en iyi Metallica albümüdür. Bence yayımlanmış en iyi müzik albümüdür.Selam ederiz kendilerine..Ne de güzel anlatmışlar olan biteni.
Adalet bugün sadece geç kalsa iyi tecavüzde edilmiştir tanrıçamıza.


Halls of Justice Painted Green
Adliye koridorları yeşile boyalı 

Money Talking
Para konuşuyor 

Power Wolves Beset Your Door
Güç kurtları kapıları tutmuş 

Hear Them Stalking
Sinsice takip ettiklerini duyuyorsun 

Soon You'll Please Their Appetite
Çok yakında onların lokması olacaksın 

They Devour
Yiyip bitirecekler 

Hammer of Justice Crushes You
Adaletin tokmağı ezer seni 

Overpower
Gücün yetmez



The Ultimate in Vanity
kibir içindeki bu güç 

Exploiting Their Supremacy
Hakimiyetini kullanıyor 

I Can't Believe the Things You Say
İnanamıyorum söylediğin şeylere 

I Can't Believe
İnanamıyorum 

I Can't Believe the Price You Pay
İnanamıyorum ödediğin bedele 

Nothing Can Save You
Hiçbir şey kurtaramaz seni 




Justice Is Lost
Adalet kayıp 

Justice Is Raped
ırzına geçilmiş 

Justice Is Gone
Adalet yokuldu 

Pulling Your Strings
Çektiklerinde ipini 

Justice Is Done
Adalet yerini buluyor 

Seeking No Truth
Gerçek aranmıyor 

Winning Is All
Önemli olan kazanmak 

Find it So Grim
Bunu acımasızca bulsanda 

So True
Çok açık 

So Real
Çok gerçek 




Apathy Their Stepping Stone
Duygusuzluk yükseltir onları 

So Unfeeling
Öylesine hissizler 

Hidden Deep Animosity
İçleri kin dolu 

So Deceiving
Öylesine aldatıcılar 

Through Your Eyes Their Light Burns
Gözlerinde işlerine yarayacak o ışık yanar 

Hoping to Find
Bulmayı umarlar 

Inquisition Sinking You
Seni yerin dibine batıracak soruları 

With Prying Minds
Düşüncelerini kırarak. 




The Ultimate in Vanity
kibir içindeki bu güç 

Exploiting Their Supremacy
Hakimiyetini kullanıyor 

I Can't Believe the Things You Say
İnanamıyorum söylediğin şeylere 

I Can't Believe
İnanamıyorum 

I Can't Believe the Price You Pay
İnanamıyorum ödediğin bedele 

Nothing Can Save You
Hiçbir şey kurtaramaz seni 




Justice Is Lost
Adalet kayıp 

Justice Is Raped
ırzına geçilmiş 

Justice Is Gone
Adalet yokuldu 

Pulling Your Strings
Çektiklerinde ipini 

Justice Is Done
Adalet yerini buluyor 

Seeking No Truth
Gerçek aranmıyor 

Winning Is All
Önemli olan kazanmak 

Find it So Grim
Bunu acımasızca bulsanda 

So True
Çok açık 

So Real
Çok gerçek 



Winning Is All
Önemli olan kazanmak 

Find it So Grim
Bunu acımasızca bulsanda 

So True
Çok açık 

So Real
Çok gerçek 




Lady Justice Has Been Raped
Adalet kadınının ırzına geçilmiş 

Truth Assassin
Gerçeğin katillleri

Rolls of Red Tape Seal Your Lips
kırmızı şeritlerle dudaklarını mühürler 

Now You're Done in
Şimdi işin bitti 

Their Money Tips Her Scales Again
Paraları gene adalet kadınının terazisini dengeleyecek 

Make Your Deal
Anlaşmanı yap 

Just What Is Truth? I Cannot Tell
şimdi gerçek ne? bilmiyorum

Cannot Feel
Hissedemiyorum 




The Ultimate in Vanity
kibir içindeki bu güç 

Exploiting Their Supremacy
Hakimiyetini kullanıyor 

I Can't Believe the Things You Say
İnanamıyorum söylediğin şeylere 

I Can't Believe
İnanamıyorum 

I Can't Believe the Price We Pay
İnanamıyorum ödediğimiz bedele 

Nothing Can Save Us
Hiçbir şey kurtaramaz bizi 



Justice Is Lost
Adalet kayıp 

Justice Is Raped
ırzına geçilmiş 

Justice Is Gone
Adalet yokuldu 

Pulling Your Strings
Çektiklerinde ipini 

Justice Is Done
Adalet yerini buluyor 

Seeking No Truth
Gerçek aranmıyor 

Winning Is All
Önemli olan kazanmak 

Find it So Grim
Bunu acımasızca bulsanda 

So True
Çok açık 

So Real
Çok gerçek 




Seeking No Truth
Gerçek aranmıyor 

Winning Is All
Önemli olan kazanmak 

Find it So Grim
Bunu acımasızca bulsanda 

So True
Çok açık 

So Real
Çok gerçek

16 Oca 2014

MOZART DİNLEMEM AMA ...

Habertürk gazetesinde ünlülerin unutulmaz gafları diye bir bölüm yapmışlar okurken çok güldüm.Buraya kaydedeyim de ara sıra okur gene gülerim,güleriz hep beraber.Buyrun...

-Pek çok arkadaşımın içime girmesine izin verdim ve ben öyle her arkadaşımı içime alan biri değilimdir.(Deniz Akkaya)

-Mozart dinlemiyorum ama Türkiye'ye gelirse mutlaka konserine giderim.(Küçük Emrah)

-Beni kötü aletlerine emel etmek istiyorlar.(Şenay Akay)

-Kaybedecek hiçbir şeyi yoktu.İlk iki seti kaybetti şimdi kaybedecek daha çok hiçbir şeyi yok.(Wimbledon Erkekler Final Maçını Anlatan Trt Spikeri)

-Alpay arka ayağını burktu(Türkiye-Brezilya maçının spikeri)

-Türkan Hanım gözlerinizi bağışlamayı düşünür müsünüz (Gazeteci soruyor)
  Bugün mü?(Türkan Hanım soruyor bu sefer)

-İstanbulu'un 5'te yarısını gezdim.(Cüneyt Arkın)

-Müzikte tek eksiğim opera (Doğuş)

-Salak olabilirim ama aptal asla (Asena)

-Ben meme kanserine şahsen karşıyım (Sinem Güven)

-İsmini vermek istemeyen bir izleyici.Filiz Ovar İngiltere'den arıyor (A takımı alt yazısı)

-Fransızlar amma kültürlü,ufacık çocukları bile fransızca konuşuyor. (İzzet Yıldızhan)

-Atatürk ne demiş.Yurtta sulh barışta sulh (Nihat Doğan)

-Kardeş bu dar geldi bunun 502'sini verir misin ? (Burhan Çaçan kabinde Levis 501 modelini denerken)

-Tüneli kaçmak için mi kazdınız ? (Reha Muhtar)

-Şimdi Pink Floyd ve arkadaşları söylüyor (Trt spikeri)

-Ege bir yunan gölü deeldir,ege bir türk gölü deeldir.Binaenaleyh ege göl deeldir.(Süleyman Demirel)

-Birazda küçük turgutla oynasınlar (Turgut Özal)

-Zabıta memurlarına ,merhaba asker (Tansu Çiller)

-Biz bu bölgede barış değil savaş istiyoruz (Bülent Ecevit)

-Füzelerle savaş kazanabilirsiniz ama füzelerin üstüne oturamazsınız (Deniz Baykal)

-Ecevetin elini sıktığı zaman gazetecilerin sorusuna karşılık olarak, ya neresini sıksaydım (Süleyman Demirel)

-Mesut Yılmaz iktidarsızdır (Tansu Çiller)

-Cenabı Allah'ı size emanet ediyorum (Tansu Çiller)

-Mübarek kurban şeker bayramınız kutlu olsun (Tansu Çiller)

-Sevgili kızılderililer (Aydın Güven Gürkan Kızılcahamam mitinginde sesleniyor)

-Biz kışın Bulgaristan'dan doğal gaz alıyoruz yazın onlar veriyor (Süleyman Demirel)


15 Oca 2014

SIRRINI HALA ÇÖZEMEDİĞİM GARİP OLAY

İnsanız ve hayret verici bir beynimiz ve bedenimiz var. Ne kadarımız fizik ne kadarımız metafizik bilmiyoruz. Her gece uyuyor(ölüyor) ve rüyalar görüyoruz. Üstüne düşünmeden kaldığımız  yerden yaşamaya devam ediyoruz. Öleceğimiz bildiğimiz tek gerçeklikken ölüme çok kayıtsızız.Ruh nedir hiç bir fikrimiz yok. Biz işimiz gücümüzdeyken abuk subuk gündelik mevzularla birbirimizi gırtlaklarken bedenimizdeki yüz trilyon hücre muntazam çalışmaya devam ediyor. Güneş sistemi Vega yıldızına doğru saniyede bilmem kaç km hızla seyahatini şaşmadan devam ettiriyor. Bizim karanlık ruhlarımıza inat güneş her sabah dünyamızı aydınlatıyor. Bir sabah uyandığımızda ya güneş doğmazsa diye bir endişe taşımıyoruz. Seviyorum dediğimizde aslında ne anlatmak istediğimizi hiç bilmiyoruz. Özlemek dediğimiz şey bedenimizin hangi organındadır bir fikrimiz yok.Yediklerimizi nasıl sindireceğimiz hakkında da hiç bir endişe taşımıyoruz.Vehasıl harikalar diyarındaki Alice gibiyiz amma Alice olduğumuzu bile hatırlamıyoruz.Gösteri Toplumunun isimsiz yakıt hücreleriyiz.

Bekarlık zamanlarında Bakırköyde bir evde kalıyordum. Askerden yeni gelmiştim o vakitler sene 1999-2000 felan.O zamanlarki sevgilim ara sıra evime gelir bazen gece kalır bazen kalmaz kendi evine dönerdi. Gene bana uğradığı bir geceydi.O gece bende kalacaktı o yüzden geç saatlere kadar oturduk muhabbet ettik felan. Gecenin ilerleyen saatlerinde de uykuya çekildik.

Uykunun en ağır gecenin en karanlık saatlerinde birden  cama tak tak vurma sesiyle gözümü açtım.Evim zemin kattaydı o yüzden rahatça cama vurmak mümkün olmuştu.Birkaç saniye olaylara anlam vermeye çalışarak geçti. Evet tak tak camdan ses geliyordu haliyle irkildim ve tırstım biraz. Gecenin bu saatinde kim cama vurur ki? Neyse kıçı başı toplayıp perdeyi açtım bir de ne göreyim ? Sevgilim yarı çıplak vaziyette dışarda pencerenin dışından bana bakıyor.Şoka girdim adeta.Bana kapıyı aç demesiyle akım başıma geldi biraz ve gidip kapıyı açtım.Şoktaydım hala. Sevgilim ;

-Yarım saattir kapıyı çalıyorum yuh yani nasıl uyuyorsun en son pencereyi açmasaydın camı kıracaktım dedi.

Ben durumu kavramaya çalışırken arada fırçayı da yedik sanki onu ben dışarı çıkarmışım.?! Ben şaşkınlığım hala üstümde sordum

-Dışarda ne işin var ki  senin?!
-Beni sen çıkardın ya dedi yarı hırçın bir sesle.
-Nasıl yani ! diyerek yeni bir hayret içinde gözlerine baktım.
-Gece , uyandırdın beni hadi kalk gidiyoruz dedin ve elimden tutup beni dışarı çıkardın ya dedi.

Artık sesi titriyordu ve o da başına ne geldiğinin idrakinde değildi belliki.Yarı korkulu yarı rahatlamış bir ses tonuyla anlatmaya devam etti.

-Evet beni elimden tuttun merdivenlerden çıktık sonra sokakta yürümeye başladık . Çöp varillerinin yanından geçerken varilin içinden siyah bir kedi çıkıp önümüze atladı o zaman birden yanımdan kayboldun ve sokakta yalnız olduğumu farkettim.Sonra dönüp kapıyı çaldım diye anlatmaya devam etti.(Çöp varilleri apartmanın hemen karşısındaydı)

Bir kahve yaptım sigara paketini açtım iki sigara yaktım , sevgilime sarıldım ve onu teskin edici sözler söyleyerek olayın şokundan kurtarmaya çalışırken  öte yandan da  asıl şimdi ben şoka girmiştim ve aklımda elli çeşit ihtimal uçuşuyordu. Çok tırstığımı kabul ediyorum. O dakikadan sonra ben dehşete kapılmıştım artık.Konuşuyordum ama aklım uçmuştu ve olanlara mantıklı bir izah üretmek için beynimin bütün hücrelerini zorluyordum.

-İyi ki o siyah kedi ortaya çıktı yoksa nereye kadar gidecektin allah bilir dedim.Ucuz yırtmışsın valla diye de ekledim. Lakin bu ihtimalin gerçekleşmiş olması halinde olabilecek faciaları düşünüp bir yandan  dehşetten ürperirken öte yandan da bu ihtimalin gerçekleşmemiş olmasından ötürü sonsuz şükrettim.

Sevgilim uyur gezer değildi ve o gece uyuşturucu falan da almamıştık.Bu nasıl olabilirdi?

Neyse sabahı bir şekilde ettik ve tekrar yatmadan önce kapıyı iki defa kilitledim ve anahtarı yastığımın altına koyup öylece yattık.

Bu olay üstüne bir daha konuşmadık ama benim hayatımda en çok endişelendiğim gecelerden biri olarak belleğime kazındı. Hala o gece ne olduğu hakkında mantıklı bir açıklama bulabilmiş değilim.

Gerçekten ya o siyah kedi olmasaydı ?

13 Oca 2014

GÖSTERİ TOPLUMU VE PALYAÇOLAŞAN MÜSLÜMANLAR

"Dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir".
                                                                                                    Goethe

Guy Debord'un Gösteri Toplumu isimli mümtaz bir eseri vardır. Bugün okuduğum bir kaç makale bana bu kitabı hatırlattı.Zamanın ruhu aynı kitap yazıldığından bugüne. Gösteri toplumu rüyalarımıza kadar sızdı kaçış yok artık.Bundan kurtulmanın tek reçetesi var,kendi aklımızla hayatlarımızı yaşamak.Buyrun kitaptan birkaç alıntı(alıntılar bana ait değildir ödünç alınmıştır)

"Modern üretim koşullarının egemen olduğu toplumlarda yaşam, uçsuz bucaksız bir gösteriler yığını olarak sunulur. Doğrudan yaşanmış olan her şey, gerileyerek bir temsile dönüşmüş durumdadır. Yaşamın her açısından ayrılan görüntüler, yaşamın bütünlüğünün artık geri getirilemediği ortak bir akımın içinde kaybolup gider. Gerçeğin parçalanmış görünümleri, kendilerini sadece izlenebilecek müstakil, bir sahte dünya olarak yeni bir bütünlük içinde yeniden gruplar".

"Gösteri kendini asla sorgulanamayacak olan geniş ve ulaşılamaz bir gerçeklik olarak sunar. Tek mesajı şudur: “Görünen şey iyidir; iyi olan görünür.” Talep ettiği bu edilgen kabulleniş, görünümler üzerindeki tekeli, herhangi bir cevaba fırsat vermeden ortaya çıkışı vasıtasıyla etkili bir biçimde dayatılmış durumdadır. Gösteri, insanları boyunduruğu altına alabilme yetisine sahiptir. Çünkü ekonomi, onlara zaten tamamen boyun eğdirmiştir. Gösteri, ekonominin bizzat kendisi için gelişmesidir".

“Gösteri kendini, hem bizzat toplum olarak, hem toplumun bir parçası olarak ve hem de bir birleştirme aracı olarak sunar”.

“Gerçek anlamda altüst edilmiş dünyada doğru, bir yanlışlık anıdır.”

“Gösteri, metanın toplumsal yaşamı tümüyle işgal etmeyi başardığı andır” ve “görülen dünya, metanın dünyası” olmuştur. “Gösteri insanları ve silahlarını değil, metaları ve tutkuları över. Bu kör dövüşte her meta kendi tutkusunun peşinden giderek aslında bilinçsiz bir şekilde daha yüce bir şeyi gerçekleştirir: Metanın dünya haline gelmesini ki bu aynı zamanda dünyanın meta haline gelmesi demektir”.

“Gösterinin hâkim olduğu her yerde, örgütlü olan tek güç gösteriyi isteyen güçlerdir. Bu durumda hiç kimse ne var olanın düşmanı olabilir ne de her şeyi kapsayan omerta’yı (suç ortaklığı dayanışması) çiğneyebilir.”

“insanların kendilerini ilgilendiren gerçekleri tartışabilecekleri hiçbir yer yoktur”.

"Medyatik bir statü’ sahibi olmanın, insanın gerçekte yapmaya muktedir olduğu herhangi bir şeyin değerinden çok daha önemli olduğu bir ortamda, bu statünün kolayca aktarılabilir olması; herkesin her yerde aynı şekilde meşhur olma hakkının olması doğaldır”. Ayrıca, bireyin “temsile duyduğu anormal ihtiyaç, burada, varoluşun sınırlarında kalmış olmanın verdiği azap verici bir duyguyu telafi etmektedir.”

“Toplumsal anlam sadece anlık olana, ya da hemen sonra ivedi hale gelecek olana ve her zaman bir başka ivediliğin yerini alana atfedildiğinde, medyanın kullanım biçimlerinin yaygaracı ve sonsuz bir anlamsızlığı garanti ettiği görülebilir”. 

“toplumda tarih ruhunun yaygın bir şekilde unutturulmuş olmayı başarmaktan sağladığı değerli avantaj öncelikle kendi tarihini örtbas etmektir”.

“tarih üzerine düşünmek, aynı zamanda iktidar hakkında düşünmektir”


Buradan müslümanlara gelirsek,bugün yaşanan şey müslümanların palyaçolaşmasıdır. Müslümanları zihinsel engelli konumuna getiren gelenek,cemaat ve mezhep anlayışı müslümanlığı bir kimlik olmaktan çıkarmış bir maske haline dönüştürmüştür.Müslümanlar gösteri toplumunun en acınası aktörleri konumundadır.Hidayet kapısının rehberi olan kitabından bihaber okuma yazma bilmeyen bir yığın halindedir müslümanlar malesef. Dün gece kandildi,dün gece yaşananları bir gözlemlerseniz oturup ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz. Bugün müslümanlık müslüman olarak görünme telaşıdır. Kandil mesajı atmak dini bir vecibe gibi algılanmaya başlanmıştır.(daha detaylı bir okuma için Atasoy Müftüoğlu yazısı). Bugün sakal bırakmak,sarık sarmak ve cüppe giymek(çarşaf kadınlar için) müslüman olmanın şartı gibidir bazı topluluklar için. İslami ahlak tümüyle gündem dışıdır ve onun yerini cemaat/mezhep/gelenek taassubu almıştır.Müslümanlar hakikati yitirmişlerdir. Tarihe ve dünyaya söyleyecek hiçbir sözleri yoktur bugün.Müslümanlar kapitalizmin ve postmodernizmin dalgaları arasında savrulmaktadır ve İbn-i Haldun'u anlamayı bırak okumaktan bile acizdir. Bu topluluk kendini anlamaktan acizken dünyayı ve tarihi anlayıp nasıl düşünce ve aksiyon üretsin.

Not:Truman Şov filmini bir daha izlemenizi salık veririm.Hepimiz bu şovun içindeyiz ve hepimiz Trumanız.Bİr reklam filminde gibiyiz.Dekoru delmeden gerçeği öğrenemeyceğiz.

10 Oca 2014

ALLAHIN VE MELEKLERİN SALAVAT GETİRMESİ ?

Bugün (başka camiye gittim cumaya artık o kızgın imam efendinin tepemizden bağırıp çağırmasına tahammül edemeyeceğim) imam efendi peygamber sevgisinden bahsederken vaazın sonunda meşhur her cuma okunan salavat ayeti olarak bildiğimiz Ahzab 56 ayetini okudu ve klasik manayı vererek Allah ve melekler salat ediyor biz de edelim dedi.


Şartlanmışlık kötü şey.Ezberin dışında bir şey söylendiğinde insanlar düşünmeksizin hemen inkar yoluna gidiyor.(amigdala meselesi). Doğrudan onu demiyorlar ama dedikleri o kapıya çıkıyor yani Allah ve meleklerde haşa "salli ala muhammed" diyor o yüzden bize de farz(hayatta bir kere hac gibi)mış.Bunu akıl ve kuran kabul eder mi? Bundan kurtulmak için Allah'ın salavatı rahmet etmesi,meleklerin salavatı dua etmesi mü'minlerin salavatı da bildiğimiz gibi.Ayrı zorlama bir yorum.

Peygambere salavat getirilmesi hicri ikinci yüzyıldan sonra başlayan bir uygulama. Salat kelimesinin sadece namaz ve dua anlamını kazandığı zamanlardan kalma yani. Oysa salat kelimesi kuranda pek çok farklı anlamda kullanılmıştır. Bu bir tez yazısı olmadığından ilmi derinlik katmayacağım. Lakin Ahzap 43 buradaki salavatın desteklemek anlamında olduğunu gayet güzel tefsir ediyor.

Salat kelimesi omurga demektir asıl. Bünyeyi dik ve ayakta tutan şey yani.

Kaza (yani vaktinde yapılan) kelimesinin çok sonraları anlamının saptırılarak (vaktinden sonra yapılan) anlamına dönüşmesi gibi.

Bu işin altında iyi niyetli olarak peygamberimizi yüceltme ve hristiyanların isa peygamberinden daha üstün bir makama geçirme bilinçaltı itkisi var.(itki ne demek ya gayreti diyelim).Senin mürşidin uçarsa benim ki ne yapmaz sidik yarışı.Neredeyse peygamberi evrenin merkezi yapacaklar.

O olmasaydı alemler yaratılmazdı diye bir ezberimiz daha var. Haşa.Aynı niyetin ürünü.

Hadi hayırlı cumalar bu kadar ezber bozmak yeter.