19 Ara 2013

SPERM O KARANLIK DEHLİZDE YOLUNU NASIL BULUR ?

Koku alma duyusu hepimizin ilkokuldan beri bildiği gibi beş temel duyumuzdan biridir. Yalnız koku alma duyumuzun diğer duyulardan çok temel bir farkı vardır. Limbik sistemimiz bizim duygu bölgemizdir ve bedenimizin kimyasıda oradan düzenlenir.(Limbik sistem her faninin iyice bellemesi gereken bir sistemdir ve bu yazının konusu olmadığından değinmiyorum). Koku duyumuz dışındaki diğer duyu organlarımzdan beynimize gelen uyaranlar ilk önce kortekse gönderilir ve korteks tarafından tanımlanıp değerlendirilip sınıflandırıldıktan sonra limbik sisteme ne yapacağı hakkında komut olarak iletilir.(tabi bunlar saniyenin 25'te biri bir sürede oluyor) Fakat burnumuzdan alınan koku sinyalleri doğrudan hiç bir kontrolden geçmeden limbik sisteme iletilir ve limbik sistem gerekli değerlendirmeyi yapar. O yüzden koku duyusu çok güçlü duygular yaratabilen ve kontrol edemediğimiz bir duyumuzdur.

elektron mikroskopunda çekilen
 döllenme anı
Spermlerin yumurtayı nasıl bulduğu ve döllenmeyi gerçekleştirdiği hep bir bilinmezlik örtüsü içindeydi. Fakat Alman bilim insanı Prof.Dr.Hanns Hatt yaptığı bilimsel çalışmalar sonucu spermlerin yumurtanın yerini koklayarak bulduğunu tespit etti. Yumurta döllenmeye hazır olduğunda etrafını bir salgı maddesi ile kapıyor ve bu salgı maddesinin yaydığı koku spermler tarafından algılanıyor ve spermler kokunun geldiği yöne doğru tabana kuvvet ilerliyorlar. Hatta yumurtanın müge çiçeği gibi bir koku yaydığını da bir makalede okumuş idim.  Bizim ofiste müge çiçeği aromalı bir el yıkama sabunu vardı o yazıyı okuduktan sonra elimi her yıkayışta aklıma hep yumurta ve sperm geldi uzun zaman. Spermin fizyolojik yapısı da bir tasarım harikası olup üzerinde tefekkür edilesi sonsuz güzellikten biridir. Ayrıca spermlerin bedenimizin dışında ve bedenimizin sıcaklığından daha düşük bir sıcaklıkta üretilebiliyor olması da hayret verici bir ayrıntıdır.
müge çiçeği

Not:Soner Yalçın'ın Sözcü Gazetesindeki bugünkü makalesini biraz malumat sahibi olmak için okumanızı öneririm.

18 Ara 2013

ARGONOT (BİR ÇİFTLEŞME UZMANI)

Argonot adlı bir deniz kabuklusu var. Bu hayvan yeryüzünün en yaratıcı sevişgenidir ayrıca en tenbeli. Bu arkadaş çiftleşme dönemi geldiğinde suyu koklar çiftleşmeye teşne bir dişi argonot arar. Sinyali aldığında bizim tenbel erkek penisini bedeninden ayırır ve bir kayanın üstünde beni dölleyecek erkek yok mu diye bekleyen dişiye doğru yola çıkarır. Penis dişi argonotu bulur döller sonra da ait olduğu yere geri döner. Yattığı yerden işi bitirir anlayacağınız.

Bir de Argonotlar vardır. Antik Yunanda altın postu bulmak üzere Kolhis'e doğru yola çıkmak üzere bir araya gelen yunan kahramanlarına bindikleri gemiden dolayı argonotlar denir. Samsun isminin Argonotların lideri İasson'dan geldiği de rivayet edilir. Bugün Ordu 'da Yason burnu diye bir yer varmış.Enteresan bir hikayedir hatta bunun belgeselini çektiler ve National'da da yayınlandı geçen sene.

BÖYLE ZAMANLARDA PENGUEN BELGESELİ İYİ GİDER

Metrobüste bir kadın içil içli feryat ediyor : Ya arkadaşlar metrobüste hırsız var desem ne yaparsınız ? (herkeste bir şaşkınlık ifadesi). Hırsızı yakalayan polisleri görevden almışlar. (meğer emniyette operasyon olmuş) Bu nasıl iş ya bu ne vicdansızlık,sabahtan beri okuyorum midem bulandı ya. Allah fitil fitil burunlarından getirsin ben öğlen bir liralık açma yeme derdindeyim.(malum olaylar üzerine isyan eden bir metrobüs kadın yolcunun anlık izlenim ve yorumları)

Deniz Ülke Arıboğan penguen yazısı yazdı bugün ve yazısının sonunda memlekette bu tımarhane halleri devam ettiği sürece kutup ayılarını,deniz aslanlarını vs yazacağını söyledi.

Malum gezi olayları sırasında penguen belgeseli yayınlamakla suçlanmıştı ya bazı haber kanalları ona gönderme yapıyor Deniz Hanım sanırım ve bence de bu aralar penguen yazıları yazsak en akıllıcası olacak zira ortalık o kadar toz duman ki kimin eli kimin cebinde belli değil.

Benim şahsi tavrım her zaman Hz.Ali'den yana.Karşısında kim olursa olsun farketmez çünkü o seçilmişti ve haklıydı.

Biz de Deniz Hanım gibi yapalım ve faydalı şeylerden bahsedelim.

Avustralya'nın Tazmanya adasında yaşayan kahverengi antechinus (fareye benzeyen bir hayvancağız) çiftleşme döneminde hayvanlar aleminde çok nadir olarak görülebilecek bir dram yaşar. Erkek antechinus dişi ile çiftleşmeye başlar. İyi güzel. Günde yaklaşık olarak 12 saat çiftleşir(maşallah). YUh be hayvandaki performansa bak diyerek iç mi geçirdiniz. Sıkı durun iki hafta boyunca bu ritüeli  tekrar eder bu haylaz erkek antechinus hem de yemeden içmeden. Ee bu kadar zevk sefanın sonu malesef pek hoş olmaz ve bizim çapkın erkeğimiz harap ve bitap düşmüş olarak can verir. Evrimsel açıdan bunun izahı yok.

http://www.youtube.com/watch?v=zv7b-KPg9hY   bu linkten arkadaşın vaziyetini izleyebilirsiniz.

10 Ara 2013

GELECEK RÜYALARI VE KARMİK ENGELLER

http://www.derki.com/ruhsallik/item/2646-gelecek-ruyalari-ve-karmik-engeller

Yukarıdaki linkten bu başlıklı yazının tamamını okumanızı öneririm. Ben bu yazıdan birkaç paragraf alıntılayacağım buraya ve kendimle ilgili birkaç anekdot yazacağım. Benim için çok faydalı bir yazı oldu.

" Ve hayat bana rüyamda fark ettiğim olguyu tekrar gösterdi. Doğum günümden yaklaşık on gün evvel, yılbaşında yapamadığım pozitif başlangıcı, doğum tarihimde yapabilmek için niyetlendim (meditasyon).  Devamında olaylar yine aksi gelişti ve 15 günlük bir hastalık geçirip, işlerden ırak kaldım. Rahatsızlık artık beni rahatsız etmeyecek kadar azaldığı bir gece, internette gezinirken, tam da yatmaya karar vermişken,  bir yazı alakamı celp etti. Yazı kuantum üzerine idi ancak yazının yazarı belirtilmemişti. Ancak google üzerinden bakabildiğim kadarıyla yazı R. Şanal ‘ın olmalı. Yazı bir türlü konsantre olamadığım son rüyadaki ev sembolü üzerine ve hayatımda işlerin rast gitmemesine tekrar odaklanmamı sağlamıştı.
Yazıdaki klasik şuuraltını temizleme metotları bana soğuk gelmişti. Çünkü o tür çalışmaları daha evvel yapmıştım, ancak günlük olayların kolaylaşmasına fayda etmişti, buna rağmen hala enerjim kısıtlı idi.
Yazıda esas ilgimi çeken husus, parayla ilişkini kurduğun ilk ana gitme tavsiyesi idi, bolluk içinde yaşayan bir adam yine maddi sıkıntıda olduğunu söylüyordu ve o sıkıntının asıl kaynağı olarak oyuncak arabayla alakalı bir anısını hatırlamıştı. Bir oyuncak araba beğenmiş. Babası alması için harçlık vermiş, dükkana her gidişinde dükkan kapalı imiş. Parayı ağbisi alıp, “ ben sana o arabayı alırım” demiş ama almamış. Parayla alakalı ilk tecrübesi : bolluk içerisinde olmasına rağmen para üzerinde hakimiyeti olmaması imiş. Yazar, o şahsa, “çocukluğuna dönüp, olayı baştan istediğiniz gibi yaşayın, o arabayı alın” diyor ve adamda bunu yapıyor ve enerjisini düzeltiyordu.   Bu hikaye bana da, aniden kendi çocukluğumda vuku bulan ve tatil esnasında bir benzinlikçide gördüğüm ve babamdan almasını çok isteyip de alamadığım bir oyuncak araba hatırasını hatırlatmıştı. Ben de bunun üzerine yazarın tavsiyesini uyup, çocukluğuma dönerek, alamadığım o uzaktan kumandalı oyuncak arabayı aldım.
Enteresandır,  hatıra aslında aynı zamanda babamla olan bağımı da sembolize ediyordu, daha sonları gençlik çağımda hayata atılırken, şahsında göremediğim ancak arkadaşlarımın baba-oğul ilişkilerinde gördüğüm babalık davranışları."
Geçen hafta sonu köydeydim.Annem çocuklar yesin diye yumurta biriktirmişti. Bana vermek için bir yandan yumurtaları gazete kağıtlarına sararken bir yandan da anlatıyordu; biliyor musun oğlum normalde bir iki tane yumurta yumurtlayan tavuklar senin için biriktirmeye başladığımda dört beş tane yumurtlamaya başlıyorlar.
Ara ara tekrar ediyorum,Işık Elçi de benim bir rüyamı yorumlarken beni inanılmaz bir bolluğun beklediğini ancak anne tarafından aldığım korkular yüzünden bunların hayatımda gerçekleşmediğini söylemişti. Bir diğer sebepte kendim olmaktan korkmam ve duygularımı ifade ettiğimde eleştirileceğim korkusu idi.
Ben de para ile ilk ilişki anımı hatırlamaya çalıştım ama aklıma pek bir şey gelmedi. Yalnız annemin gene geçen hafta sonu ettiği bir laf üzerine düşünmekteyim;oğlum babanla biz seni hiç memnun edemezdik senin için yaptığımz hiç bir eyden mutlu olmaz ve duygularını ifade etmezdin. Sevindin mi sevinmedin mi hiç anlamazdık.
Ey sahte benliğim seni azat ediyorum ve hakettiğim bolluğu ve bereketi almayı seçiyorum.İlan olunur...




9 Ara 2013

İKİZ TEPELERDEN MULHOLLAND'A NEREDEN GİDİLİR USTA

Yakışıklı abimiz karizmadır kendisi.
Bunu yazmak için bu kadar geç kalmış olmam benim adıma üzücü. Ara ara aklıma gelir sonra unuturdum.

Sinema deyince Recep İvedik anlayan toplulukların özellikle uzak durması gereken David Lynch abimizin sinemasına bir selam çakayım buradan. Adamın dibisin,büyüksün abi.

Lynch'in rüya sinemasını ilk İkiz tepeler dizisi ile keşfetmiştim. Buna keşif denemez aslında,o ergen yaşlarımda keşfettiğim olağanüstü bir kurgu ve rüyalar kadar zengin bir düşsel atmosferdi. Ama o zamanlar Lynch ismi benim içn hiç bir şey ifade etmiyordu. Sadece İkiz Tepeler diye bir dizinin hayranı olan bilgisiz bir yeni yetmeydim.Lynch'i yıllar sonra Kayıp Otoban filmi ile keşfedecek daha sonra İkiz Tepelerinde David Lynch tarafından çekildiğini öğrenecektim. Doğal olarak seyretmediğim tüm Lynch filmlerini seyredecekt
im. İkiz tepelerin dvdsini bir arkadaş söz vermişti hala getirecek.

Sinema benim için Lynch sinemasıdır. Bunun dışında iyi filmler vardır ama bütüncül olarak sinema benim için Lynch demektir. Onun rüya sineması dediği şey sinemanın postmodern, modern nasıl ifade ediliyorsa tüm tanımlar ötesidir. Size dikensiz gül bahçeleri,dram ya da melodram vaat etmez. Size hiç bir şey vaat etmez . Sizi özgürleştirir ve izlerken siz kendi filminizi seyredersiniz aslında. O yüzden Lynch filmi seyreden herkes başka bir film anlatır.

Müzik ve görselliğin imge ve anlamın slogan ve felsefenin mükemmel bir ifadesidir Lynch filmi. Mutlu uyanılan bir rüyadır Lynch filmi ve tekrar uyuyup rüyanın içine dönmek için sizi geri çağırır.

Mulholland Drive ve Lost Highway görülebilecek en güzel iki rüyadır benim nazarımda. Evet Tarantino'yu da severim ama Lynch sineması gerçek olabilecek en sağlam gerçekliğin şiirsel anlatısı olan Tarantino sineması yanında gerçek olamayacak kadar muhteşem bir rüyanın gerçekmiş gibi seyrettirildiği bir görsel şölendir. Lynch kameraya saygı duyar ve görsellik muhteşem bir rönesans tablosu gibi sizi çepeçevre kuşatır.

Lynch filmi seyretmek bu fani hayatta yapılabilecek en olağanüstü deneyimlerden biridir kanımca. Multipleorgasm.

Lynch sizi beyin sapınızdan yakalar ve ruhunuzu siz uyurken alıverir ve onun rüyası içinde uyanırsınız.

Muhteşemdir.Harikadır.Eşsizdir.Mükemmeldir.Tanrısaldır.

Ayaklarınızı yerden keser bir daha yeryüzünde yürüyemezsiniz.Tatmayan bilmez,bilemez.

4 Ara 2013

YAŞAMAK BU


Hafta sonu zapping yaparken Cine5 te Deniz'den Mutfak Hikayeleri programına denk geldim. Baştan yakalayamadığım için muhabbeti kaçırdım fakat hatun acayip bir şef. Biftek pişirmiş fırında da şeftali,kabak,domates bir şey daha vardı ama hatırlamıyorum şimdi.


Eti pişirdikten sonra beş dakika tahta üstünde dinlendirdi. Beni uyarın diyor rejiye beş dakika dolunca. Merak etmeyin beş dakikada et soğumaz tam yenecek kıvama gelir. Biftek ,orta pişmişti. Bifteğin yanına mercimek esaslı bir garnitür hazırlamıştı.

Yeme faslına geçmeden önce şöyle bir laf etti şefimiz; şef vardır karın doyurmak için yemek pişirir,şef vardır lezzet peşindedir ve şef vardır yaptığı yemeği yediğinizde "işte yaşamak bu" dersiniz. Ben üçüncü şef kategorisine giriyorum yemeği yediğinizde değil sadece hayatın her alanında yaptığınız şeylerden "işte yaşamak bu" demelisiniz. Benim amacım insanlara yaşamak bu dedirtmek.

Sonra yemeğin tadına bakıyor ve orgazm olmuş bir yüz ifadesiyle "işte yaşamak bu" diyor ve beni benden alıyor.

Hem yapıyor hem yiyor.. On numara..Bu kadar keyifle yemek yenir mi ?

Programın ismi de edebi bir durumla  karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor zaten.

Programın mottosu da şu : mutluluk bir seçimdir.

3 Ara 2013

KESİN İNANÇLILAR VE ROBOT ÜRETİCİSİ MÜRŞİDLER

" 'Kesin inanç', insandan önce bağımsız karar geliştirme mekanizmasını, ardından adalet duygusunu, sonunda da merhamet hissini alır. Adalet ve merhamet hissi olmayan insandan değil bir başkasına, çoluğuna çocuğuna bile fayda gelmez.
'Kesin inancın' bence en kötü yanı insanın iradesini yok etmesidir. Birileri senin yerine düşünür ve karar verir, sen de bir robot olarak uygularsın alınan kararları. Kabustur...
İnsan, iradesini kullanmayarak değil, kullanarak 'irşad olur', yani olgunlaşır. İradesini kullanamayan çocuk ve akıl hastası gibi grupların 'cezadan sorumlu tutulmamasının' hikmetini burada aramak gerekir. Ve hayır, mürşid-i kamil diye, 'insanın iradesini kullanarak doğruyu yanlıştan ayırma bilgisini geliştirmesine yardım eden' adama derler, robot üreticisine değil."
İsmail Kılıçaslan'ın Yeni Şafak'taki bugünkü  yazısından bir bölüm aldım. Aynen katılıyorum ve Kuranın yok etmek için uğraştığı bir duygu durumunun bizzat müminlerce matah bir şeymiş gibi yüceltilmesi kitaba ,akla ve insanlığa hakarettir.

" CD'ler oluşturmak, chiplere değişik şeyler yüklemek, bazı kimselerin haysiyet, şeref, namus ve iffetiyle alakalı bazı şeyleri teşhir etmek suretiyle onları yıkmak ve devirmek, bir mü'minin yapmaması gereken şeylerdir!

Bu alıntı da Fethullah Gülen'in Cuma sabahı yaptığı konuşmasından bir cümle. Güler misin ağlar mısın? Hocam sen bunu cemaatindeki arkadaşlara pek iyi anlatamadın galiba ! Hayret. Evet müminin yapmaması gereken şeylerdir de ...

Gerisini getirmiyorum cümlenin.
Allah doğru yol üzere ayaklarımızı sabit kılsın.