11 Kas 2013

PARKTA KADINA ŞİDDET(BİREY OLARAK NE YAPABİLİRİZ BEN NE YAPMADIM)

Bu sabah işe gelirken içinden geçtiğim parkta karşılaştığım bir çift beni dumur etti. Sabahın erken saatleri pek dikkat etmedim sanırım bir yüz metre ilerde parketmiş araçtan indiler. Yanlarında üç-dört yaşlarında bir erkek çocuk. Onları ilk farkettiğimde benden 40-50 metre uzaktaydılar onlara doğru yürüyordum ilk önce adamın tuhaf hareketleri benim dikkatimi çekti. Adam kadına sarılıyor gibi yapıyordu ben de sabah sabah aşna fişna mı yapıyor bunlar derken yanlarındaki çocuğu farkettim ve hemen aşna fişna fikrimden vazgeçtim.

Sonra adamın kadını engellemeye çalıştığını önüne geçtiğini onu durdurmak için çaba sarfettiğini farkettim dikkatli bakınca. Hemen aklımda senaryolar uçuşmaya başladı,olayın her an bir şiddet sarmalına dönüşebileceğini  düşünüyordum bir yandan öte yandan yanlarındaki çocuğu dikkate alarak böyle bir şey olmayacağını umuyordum. Eğer adam kadına vurmaya ya da bıçak ile ya da silah ile saldırmaya kalkarsa ben ne yapacağım diye düşünmeye başladım. Gayri ihtiyari etrafıma bakındım,ortalık ıssızdı yani tek başımaydım ne yapacaksam ben tek başıma yapacaktım. Hemen elim telefona gitti evet polisi aramaya karar verdim fakat polis gelene kadar ben müdahale edecek miydim ? Bunun kararını veremiyordum.Kavgacı biri  değilim hayatımda kavgada etmedim kimseye fiske atmadım (çocukluk yılları hariç). Bu düşünceler kafamda dolaşıp dururken bir yandan onlar bana doğru geliyor ben onlara doğru yürüyordum ,adam beni farkettiği için kadının yanında usul usul yürüyor durmadan ona bir şeyler söylüyordu( o taraftan çıkış yok çıkamazsınız diyordu adam kadında sanane bize karışma diyordu). Ben de onları gözlerimle süzüyor ve bir olay çıkmaması için için için dua ediyordum (çünkü hala ne yapacağıma karar verememiştim tam olarak adama dalacakmıydım mesela) hem kendimi hem çocuğu düşünüyordum aynı anda.

Adımlarımı yavaşalttım ve onların yanından yavaşça geçtim fakat gözüm hep arkada.Bir yandan yürüyorum bir yandan dönüp dönüp arkaya bakıyorum. Böyle yürümeye devam ettik aramızda ki mesafe 200-300 metreye kadar çıktı. Parktan yolun karşısına geçmeden son bir kez bakayım dedim merak ediyorum çünkü aklım özellikle çocukta kaldı,dönüp bakınca adamın gene kadının üstüne çullandığını ve kadına sarılıp onu durdurmaya çabaladığını gördüm ve kalakaldım olduğum yerde. (aklımda gene müdahale etme etmeme fikri mesafeyi düşünüp -aslında korktum - edemeyeceğimi varsayarak biraz vicdanımı rahatlattım) Neyse kadın dişli çıktı ve adama mukavemet etmeye başladı. Adam bu sefer kadına yumruk atmak istedi ve bir yumruk savurdu kadın hiç beklemediğim bir şekilde bu yumruğu savuşturup adama sağlı solu girişti ve okkalı bir sağ kroşe çaktı ve adam sendeleyerek geri çekilmek zorunda kaldı.(bu arada yavrucak annesinin yanında öylece duruyordu). Adam kadınla baş edemeyeceğini anlayınca küfürler savurarak geri döndü ve "ben sana gösteririm" dediğin duydum en son.

Doğrusu kadının adamı dövmesi beni büyük bir vicdan azabından kurtardı eğer aksi olsaydı adama dalar mıydım bilmiyorum.Her ne kadar kadına ya da çocuğa şiddet uygulayanları evire çevire dövesim varsa da fiilen bunu yapabilir miyim bilmiyorum.

Şimdi düşünüyorum (eğer köyde olsak olaya müdahil olurum ama kent hayatı bizi bir birimizden o kadar kopardı ki neredeyse göz göre göre bir şiddet olayına izin verecektim) bu kentte böyle bir olay karşısında ne yapılabilir olay anında ?

İçim acıdı ya ! Trajedimiz işte bu. Makro dertlerle uğraşırken yanıbaşımızdaki gerçeklikten kopuyoruz.

Aklım hala onlarda kadın ve çocuk iyiler mi acaba ?

8 Kas 2013

İMRENDİĞİM İNSANLAR

Duyduğu bir yeni fikri hemen değerlendirip hayatına uygulayanlara imreniyorum.

Allahım beni benden iyi biliyorsun bu gece rüyamda bana çekirdek inançlarımı ve onları nasıl değiştirebileceğimi göster diye dua edip yatan ve ertesi gün rüyada gördüğü inançlarını yazıp onları dönüştüren arkadaşa bilhassa imreniyorum.Saygılar abi.

Lüsid rüya görebilen arkadaşlara çok imreniyorum.(kıskanıyor da olabilirim)

Kolayca para kazanan arkadaşlara imreniyorum.Hele kenarda on milyonu varsa imren imren oluyorum.

Kendisini değiştirmek isteyip bunu başaranlara imreniyorum.

Mutlu ve imanlı olarak ölen herkese imreniyorum.

Vedat Milor'a imreniyorum.

Kadınlara imreniyorum bir gecede sekiz kere orgazm olma yetenekleri olduğu için.

Bir de şu ateist tipler var ya göz göre göre (tıpkı zamanında kilisenin dünya dönmüyor demesi gibi) Allah yok diyorlar ya nasıl bu kadar cesur oluyorlar arkadaş cesaretlerine ve özgüvenlerine imreniyorum.Ben de kendi hayatımı ve inançlarımı yaşamak için bu kadar cesur olsam.

6 Kas 2013

BU YAZIYI YAZMAK BENİ KURTARMAYACAK AMA


İmamı Azamın şöyle bir görüşünü okumuştum doğru hatırlıyor isem şöyleydi: bir mahallede bir ceset bulunur ve katil tespit edilemez ise bütün mahalle bunu tazmin etmekle sorumlu tutulur.


Gölcük'te bayramda
polis sevgilisini görmek için Adana'ya giden öğretmenin evde bıraktığı bebeğinin ölüm haberini hepiniz hatırlarsınız.Bugün bu bebeğin cenaze fotoğrafları düştü internete.

İnsanlar mahalle baskısı felan diye şikayet ediyorlar ama adam gibi mahallelerde yaşamayı becerebilseydik (metropol olunca namümkün,şehirlerinizi büyütmeyin hadsini hatırlayalım) ne güvenlik sorunlarımız olurdu ne de bu tür saçmalıklar. Gölcük metropolden sayılmaz ama metropol komşusu baka baka kararmış.

Ne bileyim o çocuğun ve dana binlerce çocuğun kadının erkeğin vebali boynumuzdadır ve öyle tahmin ediyorum ki Allah hepimizden bunların hesabını soracak.Hepimiz birbirimize emanetiz çünkü.

Komşusu açken tok yatan bizden değildir hükmü var öte yandan komşusundan haberi olmayan biz gafil müslümanlar. Hey yavrum hey.

Affet ya rabbi..

4 Kas 2013

HAYIRLISI NEYSE O OLSUN

"2009 seçimlerinde bir kılıçdaroğlu furyası vardı buralarda. sadece istanbul'a değil, tüm yurda etki etmiş bir havaydı. annem siyasetle ilgisiz, cahil. babam kime oy verirse ona oy verir. kılıçdaroğlu gelecek, chp'liler gelecek, şöyle böyle yapacaklar diye tepkisini ölçmeye çalıştım. amacım bu tutumuna bir iğneleme yapmaktı. tepki vermedi. ben biraz sinirlendim. erdoğan henüz biliyorsunuz alevi dememişti. dedim, oradan kesin tepki verir. o konulara girdim. bana şu cevabı verdi: "hayırlıysa o olsun". cahil dediğim kadın, bana güzel bir ders verdi. hayırlıysa anlayışını pek taşımasam da, çoğunluğun (seçim kuralları çerçevesinde) seçtiği kişiye saygı duyulması fikri o dönem gelişti bende. sarıgül'ün belediye başkanı olabilmesini de o gözle değerlendiriyorum."

Ekşi sözlükte Mustafa Sarıgül ile ilgili entryleri okurken gözümü çarpan bu yorum çok hoşuma gitti. Zira entry giren yazarın cahil annesinin(kendi tabiriyle) "hayırlısıysa o olsun " yaklaşımı maalesef bugünkü neslin aşina olmadığı bir irfan bakışı. Geçen yazdığım gibi saf ve inançlı akıl irfan gözüyle bakar. Bugünkü kör muhalefetin anlamayacağı ve anlamadığı bir olgunluk vardı eski nesillerde. Hoş bugünkü kör muhaliflerde de bir hayli eski nesil var ama irfandan nasipsiz kalmışlar.Nefret duygusu insanı çürütür aklı köreltir kişiyi hoyratlaştırır. Farklılıkları kurtulunacak bir şeymiş gibi görmeye başlamak şeytanlaşmaktır. Bugün benim içimi acıtan şey kör nefret atmosferi. Ortak hayır anlayışı yerine kahrolsun da ne olursa olsun anlayışı bizi cehenneme götürür sadece. 

Osmanlının yıkılması süreciyle başlayan ve cumhuriyet ile devam eden travma ortak irfan iklimini çölleştirdi. Birbirini görmek istemeyen birbirine üstten ya da alttan bakan cemaatler oluştu. 

Allah cümlemize akıl fikir ve irfan bakışı nasip etsin.Memleket için en hayırlısı ne ise o olsun.Amin.

CANAN KARATAY VE BENZERLERİ NASIL BU KADAR KOLAY DOLANDIRILIYOR

Malum,şebeke gözüne kestirdiği kişiyi telefonla arıyor,fonda telsiz ve konuşma sesleri ye emniyet müdürlüğünden arıyoruz ben polisim diyor ya da savcıyım,hesabınızdan PKK'nın hesaplarına para aktarıldığını tespit ettik bir operasyon yapıyoruz siz bu işlere bulaşmazsınız biliyoruz paranızın emniyeti için paraları hesaptan çekin ve bize verin.Özetle bu şekilde yüzlerce kişiyi milyonlarca lira dolandırdılar çoğu yakalandı. Canana Karatay'ı dolandıran şebeke gazetenin yazdığına göre 12 milyon lira dolandırmış bu şekilde.

Peki emniyetin bu kadar yayın yapmasına cep telefonlarına mesaj atmasına ve bizatihi polisin sizi arayıp sokağın ortasına para bırakmanızı istemeyeceğini adınız gibi bilmenize rağmen niye herkes kuzu kuzu bankadan para çekip sokağa bırakıyor ? Hem de bunların içinde emekli hakim ve albay rütbesi olan kişilerde var.

Haşmet Babaoğlu bu konuyla ilgili hafta sonu şahane bir yazı yazdı. Sözüm ona bir uzman görüşünü alıntılayarak uzman diye görüş bildiren çoğu kimsenin palavra uzmanı olduğunu belirterek(bu tespit bana aittir) asıl meselenin ön yargılarımız ve korkularımız olduğunu yazdı.(Okuyunuz)

Mesele 80 yıllık devlet politikamızın ürettiği kültür.Polis ve PKK kelimeleri bir araya geldiğinde aklımız duruveriyor. İnsanlar devletten ölesiye korkmuş,devletten yani jandarma ve polisten. Babaoğlunun deyimiyle devlette oturup bir düşünsün ve kendi payını çıkarsın bu olaylardan.

Çünkü telefonda arayan kişi polis ve pkk kelimelerini bir araya getirdiğinde Canan Karatay'ın deyimiyle hipnotize oluyoruz. Çünkü o anda aklımıza milyon tane şey üşüşüyor ve korkuya kapılıyoruz ve amigdala kontrolü ele alıyor anında, kaç ya da savaş. Karşı taraftakinin dediklerini yaparak hayatta kalma iç güdüsü gereği canımızı koruma derdine düşüyoruz .Beyin devre dışı. Hipnotize kelimesi olayı çok iyi tanımlıyor. Aynen hipnotize oluyor o anda beyin.Dallama uzmanın dediği gibi sosyal ilişkileri zayıf olan bireyler korkular oluşturmuyor zaten devlet yıllarca bu işi gayet iyi yapmış.

Bugün başka akl-ı evvel bir uzman hocaya gönderme yaparak"bir iki kaşık bal yeseydi böyle doladırılmazdı" yönlü demeç vererek hem ayıp ediyor hem de saçmalıyor. Dolandırılan öteki arkadaşlar bal yemiyor muydu ?  Sizin ben uzmanlığınıza tüküreyim ?

1 Kas 2013

ÇOK KOLAY PARA KAZANDIM

Bugünün benim en çok ilgimi çeken haberi PİMCO'nun ceosunun yaptığı açıklamaydı:düşük vergi döneminde çok kolay para kazandım.

Bill Cross'un bu açıklaması doğrusu ağzımı sulandırdı. Ne güzel ya

bir gün ben de böyle bir açıklama yapmak isterim; çok kolay para kazandım hacı.

Milliyet blogta okumuştum sanırım bir hanım yazar fakir zihnini nasıl temizlediğini anlatıyordu. Fakirlik bir zihniyet sorunudur biliyorsunuz yani bilinçaltımızın bir seçimidir. Bu hanım bilinçaltındaki bu kaydı değiştirmek için ne kadar uğraştığını anlatırken şöyle bir cümle kurmuştu: parayla aramı düzeltmek için 47 yaşıma kadar uğraştım şimdi cinsellikle ilgili sorunlarımı düzelteceğim.

Umarım ben bu sene sonuna kadar hallederim 2009'dan beri uğraşıyorum zira.O zaman işte havai fişek zamanı..


NORMALLEŞME VE DUYGULARIN ÖZGÜRCE İFADE EDİLMESİ

Dün itibariyle zorla tıkılmaya çalışıldığımız deli gömleğinin(Meriç Ustanın ifadesiyle) resmen yırtıldığı gündür.(elhamdülillah)

Şiddet,baskı ve yabancılaşmayla geçen bir ömürden sonra herkesin kimliğini özgürce ifade edip yaşayabileceği günlerin şafağındayız,ne mutlu ?!

Çok değil ondört yıl önce baş örtüsüyle meclise giren Merve Kavakçı hanımefendi meclisten atılmakla kalmadı vatandaşlıktan da atıldı,çeşitli bahanelerle. Onu meclise taşıyan partiyi de meclisten attılar sonra.

Kürt artık resmen kürt. Dün gibi hatırlıyorum,darbeci Evren Paşa kürsüden (Erzurumdaydı galiba) onlar dağ türkleri,dağda yürürken karda çıkan kart kurt seslerinden kürt diye isimlendirildiler demişti. Göz göre göre devenin boynunu düzeltmeye kalkmak kadar aptalcaydı bu ülkede 80 yıldır yaşananlar.

Lou Reed'te ölmüş geçen gün onun mükemmel parçasında dediği gibi "mükemmel bir gün"dü.

Not:BDP milletvekili Sırrı Sakık ,Merve Kavakçı'nın resmini kürsünün üstüne koyarak harika bir jest yapmıştır. Bu arada on dört yıl önce meclisten atılan baş örtüsünün bugün alkışlarla karşılanması demokrasi yolunda katettiğimiz mesafeyi göstermesi açısından da manidardır. Başbakanı ve ekibini kutluyorum..