8 Şub 2017

MEMLEKETIM



"her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı memleketim.karanlığa o kadar alışmışsın ki yıldızlar bile rahatsız ediyor seni.memleketim .. en seçkin evlatlarının beynini ve kalbini itlere peşkeş çeken memleketim.."  Bu Ülke(Cemil Meric)

Efkarlandim bugün kendi halime agladigimdan memleketime daha cok agladim..


"toprak sarsılıyor!... hep birden esfel-i sâfiline yuvarlanmak istemiyorsak, gözlerimizi açmalıyız. insanlar sloganlarla güdülmez. düşünceye hürriyet, sonsuz hürriyet. kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız. bütün ideolojilere kapıları açmak, hepsini tanımak, hepsini tartışmak ve türkiye'nin kaderini onların aydınlığında fakat tarihimizin büyük mirasına dayanarak inşa etmek. işte, en doğru yol." cemil meriç/ bu ülke/ syf 96



" hayatı anlamadan geçip gidiyoruz. olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek. içlerinde böyle bir canlılık, böyle bir hayat coşkunluğu duyanlar dünyanın biricik hâkimleridir. bütün diğer hükümdarlıklar bu saltanatın maddîleşmesi, fakirleşmesidir: bir nevi tiyatro krallığı.
gerçek hükümdarlar ebediyen hükümrandırlar. hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler."  Bu Ülke-Cemil Meric
Dedim ya efkarliyim...

" yığını kolayca kandırabilirsiniz, duyguları hiçbir temele dayanmaz. yığın düşünmez, mâruz kalır. nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçince her mukaddesi unutuverir." 

" kaderimizi çizen toplum, ama ona teslim olunca yokuz, denizdeki herhangi bir dalgayız artık. dalgaların bir tarihi var mı? kişilik bir kopuş, bir olmayan'a, bir olacağa bağlanıştır. görünen toplum içinde görünmeyen toplumu seçmek." Bu Ülke-Cemil Meric

ILLÜZYON VE BILINC YA DA BILINCDISI



"Hipnoz edilmis bir denek . Hipnoz seviyesi 2'ydi galiba(hipnozda 1'den 6'ya kadar derece varmis ). Yerde bircok 100 $ lik banknot. Denege yerdeki paralari almasi söyleniyor fakat her bir banknotun 90 kg oldugu da aciklaniyor. Denek yerden hicbir banknot alamiyor "

Denegin bilinci acik halbuki ve seyircilerin seslerini de anlayabilecek kadar acik fakat bir türlü yerden banknot alamiyor.

Ne acayip degil mi ? Sadece yerdeki 100 $ lik banknotlar 90 kg denildigi icin almaya tesebbüs dahi etmiyor ! Gerceklik zihnimizde var ettigimiz bir olgu mu ? 

Bebeklikten ,cocukluktan kalma travmalarin bir ömür boyu yakamizi birakmamasi kisisel gelisim uzmanlarinin, psikologlarin, üfürükcülerin kapilarinda kuyruk olmamiz bilinc disimiza  farkinda olmadan verdigimiz hipnotik telkinler. 

Bu para ile ilgili gösteri benim hayatimin gercekligiyle tipatip uyusuyo bunur. Önümde sayisiz firsat ve para ve dahi bolluk duruyor ama bir sekilde bilincdisimin almis oldugu dissal etkinin olusturdugu hipnotik telkinle o bollugu alamiyorum. 

Para korku nesnesi benim icin. Ee bunu farkettim ama degisen ne ? Sahnedeki hipnoz edilmis o denek gibiyim paranin icinde geziniyorum ama egilip alamiyorum...

Sanki bir hipnozcu bana "paradan kork ve ondan kac" diye telkin vermis gibi...

20 gr lik amigdala iki komutuyla bütün hayatini teslim alabiliyor ve bilincin caresiz...

Biri parmagini siklatsa da ciksam su hipnozdan....

Ondan geriye dogru sayiyorum ... Bir deyip parmagimi saklattigimda hipnozdan cikiyorsun ve para senin icin hava kadar kolayca hayatina aldigin bolluga dönüsüyor dese..dese...

Desin ya ...

7 Şub 2017

KALITE VE HESAP VEREBILIR EGITIM (HAYALI BILE GÜZEL AMA HAYAL)

Kalite ve hesap verebilir eğitim

-A+
Cumartesi günü yazdığım yazıya beklediğim gibi çok fazla olumsuz tepki aldım. Yazımın konusu, Türkiye’de üniversite giriş sisteminin sadece akademik başarıya ve sınava bağımlı olması ve bunun yarattığı öğrenci seçimindeki olumsuzluklardı. Yazımın sonunda “Neden üniversiteler kendi öğrencisini seçemesin ki” demiş ve eklemiştim: “Şimdi bana itiraz edeceksiniz torpil olmaz mı diye.
Bende diyorum ki, her yıl binlerce dâhiyi, binlerce yaratıcı, üretken genci kaybedeceğimize bu sisteme dur diyelim”.
Beklediğim gibi birileri yine test çözmenin faydalı olduğunu ve boşluk doldurarak dünyanın en üretken nesli olabileceğini düşünüyor, bunu gördüm. Önlerinde ABD, Kanada gibi dünyanın en iyi ve en üretken üniversiteleri dururken bazı aklı evveller halen bizim sistemi savunuyor. Üstüne üstlük dünyanın en iyi ilk 100 üniversitesinin 84 tanesi kendi öğrencisini seçip milyarlarca dolar ekonomi üretirken biz merkezi sınavla “memur” yetiştirmeye devam edelim diyor birileri. Bunu birileri kendilerine reva görebilir ama ben bu gençliğin daha iyisini hak ettiğini düşünüyorum. Bu yüzden size bir daha ekonomi-eğitim ilişkisini yazmam gerektiğini düşündüm, belki birileri bu sefer anlar.
***
Eğitimle ekonominin, eğitimle kalkınmanın, eğitimle gelişmişliğin, eğitimle demokratikleşmenin ilişkisini sürekli buradan anlatmaya çalışıyorum. Ülke kalkınmışlığı ve refahı için üretim, üretim için yeni ekonomi şart. Bu ekonomi, bilgi ve teknoloji temelli ise bunun için de eğitim şart. Peki ama bu eğitim nasıl bir eğitim? Dünya Bankası raporuna göre, başarılı, yani iktisadi büyüme sağlayacak bir eğitim reformunun üç ayağı var: Birinci ayak, fiziki eğitim yatırımlarından oluşuyor. Okul yapmak, sınıflara sıra koymak, çocuklara tablet dağıtmak falan hep bu birinci ayakta oluyor. Ne var ki, bunları yapmak tek başına yeterli değil. Bu alanda ne yaparsanız yapın üretken ve yaratıcı insanı yetiştiremezsiniz.
İkinci ayakta, eğitim sistemindeki tüm aktörlerin kaliteye odaklanmasının teşvik edilmesi gerekiyor. Ayrıca kalite için ezbere değil yaratıcılığa odaklanılması şart. Yani soru soran, sorgulayan gençler yetiştirmek yerine otoriteye itaat eden gençler yetiştirmek iktisadi büyümeye katkı yapmıyor. Öğretmenlerin ve yöneticilerin kaliteye odaklanabilmesi için öğrencilerin ve velilerin de kaliteli eğitim istemesi gerekiyor. Bunun için kaliteli eğitim almanın getirisinin yüksek olması lazım. Her şeye rağmen bir şekilde eğitim kalitesini artırsanız bile eğitimli nüfusu istihdam edecek yenilikçi, Ar-Ge odaklı yerli veya yabancı firmalar ülkenizde yatırım yapmıyorsa eğitime yaptığınız yatırım da büyümeye fazla katkı yapmıyor. Özetle, eğitim reformlarının iktisadi büyümeye dönüşmesi için yaratıcı bir eğitim sistemi ve yaratıcı yatırımları teşvik eden bir iktisadi ve sosyal ortam gerekiyor. Böyle bir ortamın oluşması için ise ülkelerin eğitim sistemlerinin daha bağımsız, daha demokratik ve daha özgürlükçü olmasına ihtiyaç var.
***
Bu da bizi eğitim reformunun üçüncü ayağına getiriyor. Nedir bu üçüncü ayak? Kamuya hesap verebilirlik! Bu ayak, eğitim politikalarını yönetenlerin, öğrencilerin, velilerin ve uzmanların görüşlerini dikkate almasını ve başarısız politikalar için hesap vermesini gerektiriyor. Eğitimi yöneten bürokratın, okul müdürünün hatta öğretmenin hesap verebilir olması için dolayısıyla da eğitim reformunun üçüncü ayağının yere sağlam basabilmesi için en başta sistemin vatandaşı dinlemeye ve hesap vermeye niyetli olması gerekiyor. Türkiye’de bu konuda sıkıntılar olduğunu görmek zor değil. Örneğin, somut olarak her yıl kamu bütçesinden okullara ayrılan paranın sonucu olarak çocuklarımızın kaliteli eğitimden geçmediği ortada iken bunun hesabını soran yok. Özetle, Türkiye’de başarılı bir eğitim reformu için gerekli olan üç ayaktan ikisi yere sağlam basmıyor. Eğitimde gelişme dediğiniz şey sınavları değiştirmekle, öğretmen atamakla, okul yapmakla olmuyor. Eğitimde gelişme için iki kavrama odaklanmamız şart; bunlar, “kalite ve hesap verebilirliktir”. İşte ben ülkenin tek kaynağı gençler olduğu için onların kaliteli eğitim almasını istiyorum ama siz “boş ver bunları ‘memur’ olsunlar yeter” diyorsanız yapacak bir şey yok.

3 Şub 2017

GECMISIN GELECEGINE KÖSTEK OLMASIN

İlgili resim

HÜZÜN VE HAYAT

''bir üzüntüdür beni kavrardı. bu, içinde sefaletin, zenginliğin, kederin, saadetin, yalnızlığın, beraber olmanın, insan ömrüne takılı binlerce şeyin birbirine karıştığı yağmur damlası şuracıkta idi. iyice kapanmış perdeleri sıyırıp camı açarak, bu damlayı rakıma damlatmak arzusuna kapılırdım.'' Sait Faik-Karidescinin Evi

la-vie_picasso

                                         “La Vie”, Picasso, 1903.

2 Şub 2017

KANUNI ESASI'DEN ISIN ESASINA


Zat-ı hazret-i padişahî'nin nefs-i hümayunu mukaddes ve gayr-ı mes'uldür. (Kanun-i Esasî 5. Madde 1876)

Ilk anayasimizin padisah ile ilgili hükmü: Padisah hazretlerinin yüce kisiligi kutsal ve sorumsuzdur.

1961 anayasasi ile ihdas edilen cumhurbaskaniligi makami sadece vatana ihanet sucuyla yargilanabilir hükmü disinda tamamen sorumsuz bir devletlü olarak tanimlanir. Ayni kafanin devami.

Devleti idare edenler ne mukaddes ne de sorumsuz olabilirler ne de dokunulmazliklari olabilir. Ne zaman bu kafaya geliriz o zaman isterseniz anayasayi kaldirin (bknz U.K.)

Zihniyeti degistirmeden degnegi bir kisiye vermek güdülmeye acik davetiye cikarmaktir.

Bu maddeyi sürekli hatirinizda tutun nereden geliyoruz unutmamak icin.

SABAH GÜNESI VE MAVI AKSAM(HÜZÜNKI EN YAKISANDIR INSANA)

Edward Hopper morning sun

Edward Hopper-Morning Sun (sabah günesi)



Edward Hopper- Soir Bleu (mavi aksam)