26 Ara 2013

İMAM-I ŞAFİ DER Kİ AKLINIZI KULLANIN

"Dininizi ve aklınızı müçtehitlere ısmarlamayın"

Bu sözü benim ortak söyler durur. Ha söz İmama mı ait yoksa rivayet kabilinden bir söz müdür bilemem. Önemli olan da zaten sözü kimin söylediği değil ne söylendiğidir. Hal böyle olunca  kitapla birebir muhatap olan fani olarak  bir zahmet kıçını kaldırıp biraz aklını kullanmayı öğren. Yoksa takıldığın adamın peşinden nereye gideceğin belli olmaz. Bilmediğin şeyin ardına düşüp gitme diye uyarıyor kitap.

Kendi hayatınızı kendi aklınızla yaşayın istirham ederim.

KEDİ UZANAMADIĞI CİĞERE MURDAR DERMİŞ-BEN YOLSUZLUK YAPAMIYORSAM SEN DE YAPMA

Bu milletin en bariz vasfı ne diye düşündüğümde en başta aklıma gelen şey riyakarlık. Kültürel olarak riyakar yetiştiriliyoruz. Çocukluktan beri sürekli duygularımızı bastırmamız öğütlendiğinden beşikten itibaren iki yüzlü olmayı öğreniyoruz.


Oldum olası bu ülkedeki yolsuzluk haberlerine verilen yalancı tepkiye güler geçerim ve umurumda olmaz. Sahici bulmam.Bu ülkede yolsuzluk haberi muhatabını makamından indrimek için kullanılır o kadar. Temiz ve ahlaklı toplum işin cafcaflı kılıfıdır.

Fareyle peyniri bir araya koyup sonra da farenin peyniri yemesini yasaklamak ne kadar saçmaysa bakanların belediye başkanlarının,imar müdürlerinin,tapu müdürlerinin,ihale komisyonlarının falan filan akçalı işlerden nemalanmamalarını beklemek ve "aaa bak şerefsize tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyor" diyerek şaşırmak numaracılıktır,riyakarlıktır. Siyaset rant paylaşım düzenidir.İnsanlar birbirini kırmasın diye siyaseti icat etmişler ve akabinde mahkemeleri. Siyasetçi rant dağıtan adamdır işin doğası budur. Yok efendim biz onları hizmet için seçtik lafı söyleyenin bile inanmadığı uyduruk bir laftır. Siyasetin doğasında bu vardır arkadaş. Bu ülkede yaşayan herkes adı gibi biliyor ki bu makam peşinde koşan adamların derdi zenginleşmek ve itibar kazanmaktır. Kimse babasının hayrına bu işlere girmiyor. Aksini söyleyen bunu kıçıma anlatsın.

Şu çok büyük bir iki yüzlülük. Sigortadan ölen babasının maaşını almak için  sahte boşanmalar yapanların,
akrabasının sağlık karnesiyle bedava ilaç yazdıranların,çocuğunu istediği okula yazdırmak için rüşvet verenlerin, hakimi bağlayacağım diyen avukatlara çanta çanta para verenlerin,trafik polisi ceza yazmasın diye rüşvet verenlerin,akrabası akçalı mevkilere geldiğinde onlardan rant kapısı bekleyenlerin,ihaleyi kapmak için çevirmedik dolap bırakmayanların " bak sen hırsıza " demesi kıskançlıktan başka bir şey değildir. Biz yiyemiyoruz adam hamuduyla götürüyor mızmızlanmasıdır.

Ulan bir durup kendinize sorun sizin olmanıza gerek yok kardeşiniz belediye başkanı olsa ,bakan olsa milletvekili olsa gidip ondan sizi kayırmasını istemeyecek misiniz ? Kardeş şirket kur da ihaleleri sana verelim dese "valla abi olmaz etik değil bu" mu diyeceksiniz.

Yolsuzluk bir sistem sorunudur ahlak sorunu değil. Yolsuzluk üreten sistemi yok ederseniz yolsuzluk ta olmaz.

Yoksa bu ülkede bir akçalı makam sahibinin kendine yontmayacağını düşünen biri varsa şaşarım. Bütün gelişmiş ülkelerin yaptığı gibi bunu tarifeye ve bir limite bağlayacaksın ki ipin ucu kaçmasın.

Belediye başkanı seçimlerinde x şahsı parasıyla destekleyen müteahhit tabiki o şahsın seçilmesinden sonra kaymağı da yiyecek. İhaleyi bana mı verecek amına koyayim.

Bu ülkede hırsız olmayan kimse yok. Hepimiz bir şeyler çalmışızdır.

Yalandan kim ölmüş bu dünyada aha size bir yalan söyleyim; dürüst siyasetçi istiyorum.

Siyasetçi yolsuzluk yapmış,bak sen ?!

Not: Bu yazıyı yazmama sebep olan metrobüste otobüste rastladığım ve adı geçen bakanları hırsız ve yiyici hükümeti de tarihin en büyük yolsuzluklarına alet olmakla suçlayan riyakarlardır. Yılmaz-Çiller-Demirel zamanlarını bilmiyoruz da. Sanki bu ülkede bugüne kadar hiç yolsuzluk rüşvet hırsızlık olmadı.Tepem attı ya hu.Sanki siyaset hizmet için var nerede yetişiyor bu insanlar anlamıyorum doğrusu.Doğal olanı ısrarla reddersen salak durumuna düşersin.Ya da CHP lisindir işine geliyordur kör olmak.

25 Ara 2013

ŞARTLANMIŞLIK VE ADALET DUYGUSU

Bugün biliyoruz ki hepimiz alışkanlıkların esiriyiz.Bundan kurtulmanın yolu şartlanmışlıklardan ve ön yargılardan arınmak ve sürekli anda yaşamaktır. Bunu yapmak için de nefsimizi yani egomuzu kontrol altına almamız gerekir. Malesef insanların %99,9 toplumsal şartlanmanın esiridir yani alışkanlıkların.

Bu ülkede bugün ve geçmişte olan bitenler,az gelişmiş beyinliler takımının eseridir. Okumayan bir toplum düşünme yetisi de elde edemez. Tefekkür için bilgi şarttır.Bilgi ve farkındalık.

Yaşamda sorun yok sorun yaratan bakış açılarımız.

Peşin fikirli insanlar ilk önce adalet duygularını kaybeder.

Musa Peygamberin duasıyla yalvaralım; Allahım içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme.

24 Ara 2013

LAST EXİLE

Animenin baş kahramanları Claus ve Lavie
Dün animeden bahsetmişken aklıma gelmişti lakin yazmayı yetiştiremedim. 2008 yılında MTV kanalı anime kuşağı yapmıştı.(ahh eski günlerşimdi MTV bilem yok evde) orada her salı ve c.tesi gece 12:00 de yayınlanırdı bu animeler doğru hatırlıyorsam. Ben de heyecanla beklerdim anime kuşağını. Lasta Exile benim en çok beğendiğim animeydi Basilisk ile beraber.(Hellsing ve Naruto bana pek hitap etmedi.) Hele Basilisk'te bir Kagero vardı ki aman aman .Daha üçüncü bölümde katlettiler malesef (güzeller çok yaşamıyor).

Muhteşem Alex Rowe
Bu Last Exile seyrettiğim en enteresan animedir. Fonda geçen zaman sanki 18.yy avrupası lakin gök gemileriyle geziyorlar. Konsunu felan yazmayacağım tabiki meraklısı zaten çoktan seyretmiştir. Orada Sylvana'ın kaptanı Alex karakteri acayiptir ya. Baya bir öykünmüştüm. Bir de büyük akıntı sayesinde yeryüzündeki fanilerden uzak duran Anatoray ve Disith halkları vardır ve kısaca lonca olarak bilinir.Bu loncanın başında da Alex Rowe karakteri kadar acayip bir karakter olan Maestro Delphine Eraclea vardır. Fantastik güçleri olan bir kraliçedir kendileri lakin kibrinin kurbanı olur.

Exile'ın anahtarı sevimli kızımız Alvis Hamilton
Bir kaptırarsanız bütün bölümlerini bir gecede seyretmeye kalkar ve ertesi gün gerçek hayata adapte olmakta zorlanırsınız benden söylemesi.
 Bir de generik müziği şahanedir.

20 Ara 2013

DİYANETİN PAZARLAMACI ÇIĞIRTKAN VE TEHDİTKAR İMAMLARI


Cumaları kılmaya gittiğim camiye yeni bir imam atandı.(öncekisi de pek farklı değildi bunun sesi biraz daha çıkıyor). Sanırım bu diyanet imamları aynı tornadan çıkıyorlar. Hangi camiye gitsem hep aynı teraneler üstelik parmak hep havada sürekli azar. Ulen oraya namaz kılmaya geliyoruz yoksa azar yemeye mi? habire azar işitiyoruz. İnsanların çoğu sadece cumaya geliyor geldiğine de pişman ediyorlar. Sürekli bir insan tehdit edilir mi ya ?! Yok yanacaksın yok perişan olursun yok seksen sene cehennemde gayya da kalırsın kılmadığın her namaz vakti için. İçim bayıldı yav. Oysa prensip ne;kolaylaştır zorlaştırma müjdele nefret ettirme. Diyanetin vaizleri imamları camiye gelen cemaati sürekli tehdit ediyor ve habire para istiyorlar.Cuma kıldığım camiye gelen imam efendi diyanetin takvimlerini pazarlamakla meşgul,yok takvimler bitmemiş biz nasıl müslümanız da falan ben size bitirin demiştim oysa diye bir de üst perdeden konuşuyor. İnadına almadım. Bugün bir dernek getirmişti takvim kapış kapış gitti çünkü bedava. Bedava takvim varken adam para verip senin takvimini alır mı ? Bir de alır almaz sana ne ? Sen pazarlamacı mısın imam mısın?


31 Aralık akşamı hindi yemek harammış yeni fetva bu . Tövbe ya rabbim. Bir de o gece tv seyretmek te harammış. Bu kafayla bu gemi biraz zor yüzer canım diyanetim. Yeminle insanı dinden soğutuyorsunuz.

Bir de şu para toplama meselesi var bunun yasaklanması lazım. Bu iş böyle dilenci parası toplar gibi olmaz . İnsanlar utanma belasına dilenciye verir gibi bozukluk para atıyorlar kutuya. Kimisi para üstü istiyor. Gönülsüz olmaz bu iş. Oraya ilan edersin hesap numarasını yazarsın olur biter. Yardım etmek isteyen eder. Öbür türlüsü mide bulandırıyor.

2009 senesinde Mecidiyeköyde kıldığım cumayı hala unutamıyorum. Vaiz dediğin öyle olur. Mümin şereflidir ve birbirini sever birbirinizi şartsız sevin diyordu vaiz efendi. O kadar içten söylüyordu ki içime işlemiş.

19 Ara 2013

CİNSELLİK TERCİH DEĞİL KİMLİKTİR

Cinsellik Tercih Değil Kimliktir

Beyinde, her iki göz sinirinin çapraz yaparak oluşturduğu yapının hemen önünde, preoptik bölge bulunur. Preoptik bölgenin her iki beyin yarısına simetrik konumunda yerleşim gösteren birer adet “çekirdek” bulunur. Bu çekirdeklerin orijinal adı: sexually dimorphic nucleus, Türkçe açılımıyla; cinse bağlı iki farklı yapı gösteren çekirdek’dir. Her cins için farklı yapıda olan bu çekirdekler, erkeklerde kadınlara oranla 2 misli büyüktür. Homoseksüel erkeklerde öldükten sonra yapılan beyin çalışmalarında bu çekirdeklerin olması gerekenden daha küçük olduğu görülmüştür.
Anne karnında, cinsel organların gelişim döneminde artan erkeklik hormonu(testosteron) etkisiyle bu iki çekirdek büyüyerek erkek cinsel kimlik özelliğini oluşturmaktadır. Ortamda yeterli testosteron’un olmaması, dişi cinsel kimlik özelliği gelişimine neden olmaktadır. Doğumu takip eden ilk hafta sonrası, dişilerde bulunan çekirdeklerde hücre ölümünün olduğu (apopitosis) ve çekirdek boyutlarının küçüldüğü görülmektedir. Hayvan deneylerinde; çekirdekleri tahrip edilen erkekler, dişilere benzer cinsel davranış özellikleri göstermiştir.
Beyin çalışma özelliklerini sağlayan milyarlarca hücre ve trilyonlarca hücrelerarası yollar; her kişiye benzersiz akıl ve davranış özellikleri kazandırır. Bu nedenle her beyin özeldir, tektir, benzersizdir. Kişiye özel çalışma özellikleri gösteren beynin aynı cins içinde farklı cinsel davranış özelliklerine sahip olması da bu yüzdendir.
Cinselliği erkek ağırlığında oluşan kişi, istese bile kadınsı kimlik içine giremez. Tersi de doğrudur.
Toplumsal baskılarla cinsel kimliğini yaşayamadığı ve hatta farkında bile olamadığı için mutsuz yaşam süren insanlar bugün toplumun her kademesinde bulunmaktadır.
Nörolojik bilimler referans alındığında, ana karnında belirlenen cinsel kimlik olgusu tercih ya da sapkınlık olamaz. Farklı cinsel kimlikleri kabul etmek, bilime saygısı olan toplumların özelliğidir.

www.beyindoktoru.com sitesinden alınmıştır.

Hayatımda ilk defa duyuyorum ve çok taaccüp ettim. Yazarın son cümlesi için de darısı başımıza demek gerekiyor.

ÖZGÜR BEYİN-FARKINDA OLAN BEYİN

Dr.Güçlü Ildız'ın Özgür Beyin adlı videosunu seyretmenizi öneriyorum. Kuantumcuların hiç te uzak olmadığı prensipleri hekimimiz bilimsel bir dille gayet güzel özetliyor.Ayrıca www.beyindoktoru.com adresinden siteyi ziyaret edip faideli bilgiler edinmeniz mümkün. Kendini önemseyen ve değişmek isteyen arkadaşlara yeni bir bakış açısı olması dileğiyle iyi okumalar.

"sorgulamadan kabul ettiğiniz doğrularınızı bir gözden geçirin lütfen.Yaşam hedeflerinizin bile size ait olmadığını farkederseniz şaşırmayın"


Not:İktidar savaşının bize bir faydası yok kendi işimize bakalım okuyalım öğrenelim.